Sinema salonlarından, Başlangıç

Ilk sahnesi ve son sahnesi aynı olan filmler benim için çok daha ilgi çekicidir. O boşluğu nasıl doldurabilirim diye düşünür veya farklı yorumlar yapabilirim. Başlangıç (orjinal adı “inception” )isimli filmde benzer şekilde başlıyor ve bitiyor. Basında fazlasıyla yer alması ve özellikle yönetmeninin Cristopher Nolan olması yaz döneminde olsak da birçok insan gibi beni de salona çekmeye başardı.

Daha önce Nolan’ın Prestij (orjinal ismi Prestige) ismli filminden bir yazımda (Belgrad ve Opera) bahsetmiştim. Usta yönetmen yine çok başarılı bir filme imza atmış. Bana göre başarılı film heyecanlandıran ve derinlerde bir mesajı olan filmdir. Leonardo di Caprio’nun başrolünde olduğu ve 2,5 saat süren film sıkılmadan izlenebilir.

Filmin konusu bir insanın beynine “fikir yerleştirmek”. Bunu yapabilmenin en iyi yolu ise rüyaları kullanmak. Bu işte uzman olan Cobb (Leonardo di Caprio) insanların rüyalarına girer ve fikirlerini çalar. Fikir çalmak daha kolayca başarılabilir ama fikir yerleştirmek zor bir iştir ve bunu başarmak için film boyunca mücadele ederler.

Ilgi çekici konusu ve rüyaların gizemi doğal olarak herkese tekrar Sigmund Freud’u hatırlattı (Salvador Dali Sergisi Sabancı Müzesi) köşe yazarları ve sinema yorumcuları Freud’dan bahsetmeye başladı. Rüya içinde rüya görmek, rüyada düşmek ve rüyada bilnçaltının ortaya çıkması. Bunlar aslında yeni şeyler olmasada, filmin de etkisiyle bugünkü ortam bu konuların tekrar açılması için uygun.

Film boyunca ve bittikten sonra aklıma ne Freud ne de rüyaların yorumlanması konusu gelmedi. Sadece düşündüğüm “insan beynine fikir yerleştirmenin” gerçekten de ne kadar zor bir şey olduğuydu. Insanları ikna edebilmek ve onlara kendi fikrinizi kabul ettirebilmek hakikatten çok zor bir iş ve bunu başaran insan sayısının (yazar, politikacı, dini lider şirket müdürü vb.) çok fazla olmadığını düşündüm.

12 Eylül’de referandum için meydanlara çıkan politikacıların ve onların ekiplerinin işi gerçekten zor. Farklı dünya görüşüne sahip insanların birbirini anlaması, onların beynine bir fikri benimsetebilmek, o fikrin gelişmesini sağlayabilmek üstün beceri istiyor.

Can Yücel’den bir şiirle yazıyı bitirelim;

En Uzak mesafe ne Afrika’dir
Ne Cin,
Ne Hindistan,
Ne Seyyareler,

Ne yildizlar geceleri isildayan…
En uzak mesafe iki kafa arasindaki mesafedir birbirini
anlamayan…..

Yazıcı Dostu Yazıcı Dostu

“Sinema salonlarından, Başlangıç” yazısını yorumla;