“Şantaj” filmi, sinema salonlarından

Robert De Niro gibi bir ustanın oynadığı bir filmin iyi olacağını düşünerek Şantaj (orjinal ismi, Stone) filmine gözü kapalı giderseniz ne yazık ki ciddi bir hata yaparsınız. Yönetmen John Curran bu kadar kötü bir senaryoya film çekmeyi nasıl başarmış anlayamadım.

Tahliye işlerine bakan orta yaşını aşmış memur (Robert De Niro) , tahliye talep eden mahkum (Edward Norton) ile görüşmelere başlar. Memurun cinsel zaafını hisseden mahkum, güzel karısını (Milla Jovovich) memuru ikna etmek için yönlendirir. Konu zaten basit ama senaryoya da derinlik katılamamış. Filmi yarısında terk ettim, yani nasıl sonuçladığını bilmiyorum ve merak da etmiyorum.

Izlediğim dakikaya kadar en çok ilgimi çeken sahne ise, hapishane kütüphanesinde din ile ilgili kitapları karıştıran mahkumun, “Zukangor” isimli broşürü alması ve okumasıydı. Işık ve sesin dini olarak adlandırılan Zukangor , senarist tarafından uydurulmuş yeni bir din. Bu uydurma dinin felsefesini şöyle özetleyebilirim; tanrı sesler aracılığıyla sizinle temasa geçebilir ama insanın bir diyapazon (akort aleti) gibi tanrıyla aynı frekansı tutturması gerekir.

Yazıcı Dostu Yazıcı Dostu

3 Yorum Var

  1. Osman Kurtulmuş

    Film seyir zevki açısından sıkıcı ve hayalkırıklığıydı. Ancak bazı noktalara değinmek gerekiyor. Filme gözü kapalı gitmekten ziyade gözü kapalı izlememek gerekiyor düşüncesindeyim. Çünkü film sonrası bir değerlendirme yaptığımda izlerken farkedemediğim önemli noktaları sizinle paylaşmak istiyorum. Filmin fragmanını izlediğimde mahkum tahliye memurunu karısı ile ayırtmaya çalışıyor fikri vardı aklımda. Bu filmin yarısına kadar böyle devam etti. Ancak mahkumun Zukangor yoluyla Tanrı’ya ulaşması kendisini keşfetmesini ve iç huzurunu bulmasını sağladı. Mahkumun karısı Lucetta ise bir şeytandı. Mahkum yani Stone Tanrı’ya ulaştıktan sonra eşinin davranışlarını ,onu oradan kurtarmak için yaptıklarını ve filmin sonunda Stone tahliye olurken O’na soğuk davranışlarını ayriyeten kendine yeni bir kurban seçtiğini iyi gözlemlerseniz bu kanıya kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Tahliye memuru Jack ise dünyada kapana sıkışmış bir ruhtu. Hergün İncil’i okumasına ve her hafta kiliseye gitmesine karşın içinde huzuru bulamayan mutsuz bir karakterdi. Şeytana uyarak yaptıklarının cezasını çekti en sonunda.Film şahane denebilecek düzeyde değildi, televizyonda çıksa bir daha izleyebileceğim bir film de değil. Ancak bir kez doğru anlayarak izlenebilmesi kanısındayım.

  2. MURAT YEŞİLYURT

    Boş vakti bol olanlar için bile zaman kaybı bir film. Bu ikiliden nasıl böyle berbat bir film çıktı asıl soru bu bence…

  3. betül

    Mevlana’ nın “taş,bitki,hayvan ve insan..” ile ilgili düşüncesi de filmin bir yerinde Jack’in eş tarafından dile getiriiliyor.hatta jack algılayamıyor.benim de ilgimi o andan itibaren çekti.işi seyirciye bırakmışlar.ama olamamış…

““Şantaj” filmi, sinema salonlarından” yazısını yorumla;