Ressam Opera’ya giderse…

Ressamların çeşitli ilham kaynakları vardır. Örnegin Van Gogh‘un iplik yumaklarından ilham aldığı söylenir. Farklı renklerde iplikleri bir araya getirip yumak yapan Van Gogh, kendi renk paletini oluşturur ve yumuşak dokularından ilham alır. Fransız Cezanne ve İspanyol Picasso, bazen doğa manzaralarından ilham alır, özellikle Provence (Fransa nın güneyindeki bir bölge) onları etkiler. Bu liste uzar gider. Bir başka Fransız ressam ise tüm ilhamını operadan alır. Özellikle opera salonlarında sahnelenen bale gösterilerinden. Şarkıcılar, seyirciler ve dansçılar, ona hep ilham verir. Birbirinden güzel eserler ortaya çıkar.

Edgar Degas’ın meşhur eserlerinden örnekler;

Resimleri, fotoğraf makinesinin herhangi bir “an”ı rastgele yakalama özelliğini hatırlatır.

“Pamuk Bürosu” (1873)

Pamuk kontrolü yapan şapkalı kişi, Degas’nın amcası Michel Musson’dur. En soldaki pencerenin kenarına yaslanan, ressamın kardeşi Achille de Gas’tır. Ortada, yeşil pantolonlu gazete okuyan kişi ise, Degas’nın üçüncü kardeşi René de Gas’tır. Pamukların, gazetenin ve gömlerklerin beyazlığı, tüccarların koyu elbiseleri ile bir kontrast yapar. Düzensiz şekiller kompozisyona çeşitlilik getirir. Dış ofisin pencereleri, boşlukta uzaklaştıkça küçülür. Ön plandaki kişiler, arka plandaki küçük ve daha az belirgin kişilerle tezat halindedir. Bu ayrıntılar, sanatseverin “resmin içinde bulunuyormuş gibi” hissetmesini sağlar. Degas’ın titiz izlenimlerini ve çarpıcı desen yeteneğini, fotoğraf gerçekliğinde olan bu eserinde görürüz.

Degas, başlarda çevresindeki durağan nesne ve sabit modelleri resmeder, fakat sonraları hareketli cisimler ilgisini çeker. Özellikle balerinler ve yıkanan kadınlar, tablolarının büyük bir kısmına konu olur.

Bir ressam ve bir opera; Edgar Degas ve Paris operası

Paris’te opera ve bale gösterilerini kaçırmayan Degas, bale sanatında hem klasik güzelliği hem modern gerçekliği bir arada bulur. 1875 yılında açılan görkemli Palais Garnier opera binası, şehrin en fakir genç kızlarının peri, prenses veya kraliçe rollerinde sahnede yer almak için can attıkları bir yerdir. Edgar, bu dünyanın bir parçası oldukça hem opera ortamından hem genç kızların duygularından hem de bale sanatının hareketlerinden ilham almaya başlar. O günlerde modern sanatın kaynağı Cezanne’e göre “manzara” Edgar’a göre ise “bale” dir.

Bale ile ilgili resimlerinin sayısı 2000 civarındadır; neredeyse tüm eserlerinin yarısı denebilir. Her pozisyonda balerin resmeder. Opera ve bale temasını böyle yoğun takip eden neredeyse tek ressamdır. İşte en bilinen resimlerinden biri;

Degas’ın bir diğer eseri “14 Yaşındaki Küçük Dansçı” isimli balmumu heykeli, belkide dünyanın en bilinen balerinidir. İlk kez sergilendiği 1881 yılında, pek beğenilmez ve biraz da maymuna benzetilir. Balmumundan yaptığı figüre, gerçek bir tütü ve bale papuçları giydirir, at kılından yapılmış bir peruk ve saten bir kurdele takar. Yıllar sonra kübist, sürrealist ve geç dönem 20. yüzyıl sanatçıları heykelin bu özelliğinden etkilenir. Degas’ın hayatında sergilediği tek heykeldir. Daha sonradan yaptığı heykeller ise Degas öldükten sonra sergilenmiştir. Degas, bu balmumu heykeli ölünceye kadar yanından ayırmaz ve bronz kopyasının çıkarılmasına izin vermez. Ölümümden sonra ancak mirasçıları izin verince, bir çok bronz kopyası çıkarılır.

“14 Yaşındaki Küçük Dansçı” 1881

Edgar Dagas’dan özlü sözler

“Operasız kalmak büyük bir mahrumiyettir!”

“Sanat sizin gördüğünüz değil, başkalarının görmesini sağladığınız şeydir”

“Resim yapmayı bilmiyorsanız, resim yapmak çok kolay; biliyorsanız çok zor.”

Edgar Degas kimdir?

Edgar de Gas (ya da sadece Degas), 19 Temmuz 1834’te Paris’te zengin ve kültürlü bir ailenin, beş çocuğunun en büyüğü olarak dünyaya gelir. Henüz 13 yaşındayken çok sevdiği annesinin ölümü onu etkiler. Hukuk fakültesine yazılsa da devam edemez. Banker olan babası aynı zamanda tiyatro ve müzikle ilgilenir, bu nedenle babası Degas’ı hem etkiler hem de destekler. Hukuk eğitimini bıraktıktan sonra resim dolu günler başlar. Avrupa’nın çeşitli yerlerinde müzeler gezer, sergiler gezer, operalara gider. Evlenmez. 60’lı yaşlarında görme yeteneğini kaybetmeye başlar ve 67 yaşında tamamen kör olur. Bu olay sonrası, resim yerine alçı heykellere yönelir. 1917 yılında ölümüne kadar, heykel sanatıyla uğraşır.

Degas’ın beslendiği ilham kaynağı bugün hala varlığını sürdürüyor. Opera, bale ve müzik dolu gösteriler, sanatçılara ilham vermeye devam edecek.

“14 Yaşındaki Küçük Dansçı” 1881

Vinkmag ad

admin

Read Previous

Futbol Sahası Orman oldu.

Read Next

Charles Dickens’ı ağlatan soprano

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

shares