Puşkin (1)

“Puskin, biz Rusların arasına bir peygamber gibi geldi” (1) diyor Dostoyevski, 26 Mayıs 1880 de Moskova daki Puşkin heykelinin (2) açılış töreninde. Puskin 1799 da Moskova da dogdu ve 1837 de bir düello sonrasında St.Petersburg da öldü. Bu kısa hayatında nasıl bir Rus dünyasının içine girmişti ve neler yaptı da tüm Rusca konusulan ülkelerde hala tartışmasız en büyük şair olarak kabul edilmektedir?

Puskin zamanında Rusya’da hayat;
1700 lerde Büyük Petro St. Petersburg şehrini kurdu ve tüm toplumu iyileştirmeye, avrupalaştırmaya çalıştı. Insanların giyim tarzlarından, sakal tıraşlarına kadar bir çok konuda değişmelerini istedi. Bunun sonucu olarak ortaya çıkan soylu sınıfı konusma ve hatta yazı dili olarak Fransızcayı kullanmaya başladı.18.yüzyılın son üç çeyreğinde Rusya’da 500 kadar edebiyat eseri basılmıştı ama bunların sadece 7 tanesi Rus kökenliydi(3). Soylu bir ailenin çocugu olarak dogan Puskin de aldıgı egitimin sonucu olarak ilk şiirini Fransızca yazmıştı. Puskin her ne kadar Fransızca egitim alıyor olsa da, kendisine bir çok masal ve şarkı dizeleri (Rusca) okuyan köylü bir dadı tarafından yetiştirilmişti.

1812 yılında Napolyon ve ordusu Rusya ya saldırdı. Moskova şehrini yakarak terkeden Ruslar, doğanın da yardımıyla Napolyon ve ordusunun kısa zaman içinde Rusya yı terk etmesiyle rahatladı. Ancak ortada bir sorun vardı, bunca zaman Fransız kültürü ve Fransızca ile yetişen soylular, topraklarına saldıran, insanlarını öldüren bu millete daha ne kadar yakın durabilirlerdi.

Bu savaşın etkilerinin hissedilmesi zaman alacaktı. Henüz 1829 yılında, Puskin’in “Erzurum Yolculuğu” eserinde (4), Puskin Kont Paskeviç ile Fransıca sohbet etmek durumundaydı. (Tolstoy’un (1828-1910) “Savaş ve Barış” isimli romanının konusunu Fransızlarla yapılan savaş ve bunun etkileri oluşturmaktadır. )

Puskin in yaptıkları;
Iste, toplumun tüm kültürünü batıdan ithal ettiği bu ortamda, okuryazar köylüden, soylulara kadar herkese hitap eden ilk yazar Puşkin oldu. Puskin devlet hizmetinden uzak durarak sadece yazarlık yapan ilk soyluydu.

1820 yılında “Özgürlük” kasidesi ve “Ruslan ve Ludmila” epik şiiri yayınlandı. Puskin, Ruslan ve Ludmilla eserini isimsiz genç güzel kadınlara ithaf etmiştir. Ithaf, 6 şarkı ve sonsöz bölümlerinden oluşan eserde Kiev prensi Vladimir’in kızı Ludmila’nın kaçırılması ve müstakbel eşi Ruslan’ın onu kurtarmasını anlatır.

Özellikle, Özgürlük kasidesi I. Aleksandr’ı kızdırdı ve Puskin, Güney Rusya’ya sürüldü. Şair, Kafkasya,Kırım,Moldova ve Odessa da yaşamak zorunda kaldı. “Bahçesaray Çeşmesi” bu dönemdeki (1820-24) eserlerinden biridir. Puskin alttaki resimde yer alan çeşmeden esinlenmiş ve eseri sayesinde Bahçeşehir ismi Ruslar tarafındanda benimsenmiştir.bahcesaray-cesmesi-bahcesaray-fontain

1824-26 yılları arasında bu sefer annesinin dogdugu şehire(Pskov,Estonya sınırına yakın) sürgüne gönderildi. “Boris Godunov” oyununu bu dönemde yazdı. Ancak bu eser sürgün ve sansür nedeniyle ancak 1831 yılında yayınlanabildi.

1825 yılının Aralık ayında, Çar a karşı başarısız bir darbe girişimi yapıldı. Aralık ayı olması nedeniyle, bu darbeyi yapanlara Dekabristler (Rusca Dekabr=Aralık) denildi. Puskin dısarıdan da olsa bu olayı destekliyordu, ancak fiilen sürgünde olması ceza almasını da engellemiş oldu.

1826 Eylül ayında Çar I. Nikolay onu davet etti ve sürgün hayatı kısmen bitmiş oldu. 1828 yılında bir davette karşılaştığı Natalya Gonchorava ya evlenme teklif etti ancak bu teklifi kabul edilmedi.

1829 yılında Osmanlı Rus savaşına gözlemci olarak katıldı ve “Erzurum Yolculuğu” isimli gezi yazısını kaleme aldı. Bir sonraki yazımda anlatacağım “ya vas lubil” (sizi sevdim) isimli meşhur şiirini bu dönemde yazdıgını düşünüyorum.

Savaş sonrasında Moskova ya döndü ve sonunda Natalya’yı evlenmeye ikna etti. Bu evlilikten 4 cocugu oldu.
Puskin Natalya Arbat caddesi Moskova

1833 yılında en önemli eserlerinden “Yevgeni Onegin” yayımlandı. Bu eseri 1825 yılında yazmaya başlamıştı. Caykovski tarafından opera olarak da bestelenmiştir. Eserdeki bayan karakter Tatyana güçlü ve dürüst Rus kadınını canlandırırken, Onegin ise karasız ve tutarsız soyludur. Bu nedenle eserin isminin neden Tatyana olmadıgını anlamak da zorluk çekmişimdir. Puskin’in bu en ünlü eserindeki duello sahnesini izlerken veya okurken sanki Puskin in kendi ölümünün oluşumunu hissettiği inancına kapılmamak elde değil.

1833-37 yılları arasında herkesce bilinen ve tüm kitapçılarda hatta marketlerde satılan eserleri “Yüzbaşının Kızı” romanını ve “Maça Kızı” hikayelerini yazmıştır. Gogol ile arkadaşlığı da yine bu dönemde (Gogol’un “Palto” isimli hikayesini okumanızı tavsiye ederim) oluşmuştur.

1837 yılında, eşi Natalya ya ilgisinden şüphelendiği Fransız Anthens isimli bir subayı (dönemin doğal sonucu olarak) düelloya davet etmiş ve bu düelloda aldığı yara nedeniyle 2 gün sonra St. Petersburg’da ölmüştür.

1990 yılında, Puşkin’e ait olduğu öne sürülen bir günlük Amerika’da yayınlandı. Puskin’in ölümünden 100 yıl sonra yayınlanmasını istediği iddia edilen bu günlük, “Gizli Günce”, ortalıgı biraz karıştırdı. Bu günlüğü ölümünden önceki son 2 yılda yazdığını ve ömrü boyunca yaşadığı olayları özellikle günahlarını ve cinsellik içeren anılarını kaleme aldıgını söyleyebiliriz.

(1) Dostoyevski, Puşkin Konusması, Iletişim Yayınları, 2009
(2) Bu heykel, bugun Moskova daki Puskin meydanındadır. 1880 de Tverskaya caddesinin diğer tarafına dikilmiş, Stalin döneminde yıkılan kilisenin yerine, yani bugünkü yerine, 1950 yılında taşınmıştır. Alttaki resime dikkatli bakarsanız sol alt köşede göreceğiniz heykel, ortada gözüken büyük kilisenin yerine gelmiştir. Kızıl meydandan yaklaşık 2 km uzakta, Tverskaya caddesinin devamındadır. Burası çok önemli bir buluşma noktasıdır. Nerde buluşalım? Puskin meydanı!
puskin meydanı pushkin square
(3) Orlando Figes,Nataşa’nın Dansı,Inkilap Kitabevi,2009
(4) Puşkin, Erzurum Yolculuğu,Is Bankası Yayınları,2008

Yazıcı Dostu Yazıcı Dostu

“Puşkin (1)” yazısını yorumla;