Prizren ve Şar Dağı manzaraları

Prizren, hiç yabancılık çekmeyeceğiniz, şehre girmenizle birlikte sanki Türkiye’de olduğunuzu hissedeceğiniz nadir şehirlerden biri. Tüm ihtiyaçlarınızı Türkçe konuşarak karşılayabilirsiniz. Şehir nüfusu 250.000 civarında ve yarısından fazlası Türkçe biliyor. Türkçe nedeniyle herkesi Türk sanma hatasına düşmeyin çünkü nüfusun çoğunluğu Arnavut ve Türk çok az.

Uçak ile Kosova’nın başkenti Priştina ya gidebilir oradan da yaklaşık 1,5 saat süren karayolu yolculuğuyla Prizren’e varabilirsiniz. Şehrin bir girişi Priştina yönünden, diğeri ise Şar dağları yönünden. Eğer Üsküp (haritada Skopje) yönünden Şar dağlarını aşıp Prizren’e giderseniz yolda sizi Şar dağının enfes manzarası ve rengarenk doğası bekliyor.

Şar dağı yada Maya dağı olarak bilinen dağ, türkülere ve hikayelere konu olmuş, birçok insanın soy ismini aldığı Vardar nehrinin de doğduğu yerdir. Prizren’i ikiye bölen Bistrica nehrine ve 40 a yakın su kaynağına hayat veren yine bu dağlardır.

Prizren, sırtını Şar dağlarına vermiş içinden Bistrica nehri akan şirin bir şehir. Alttaki resimde, Şar dağları, tepede kale, sol tarafta Bistrica nehri ve Taş köprü (Ali Bey), sağ tarafta çarşı (şadırvan) ve Sinan Paşa camii;

Prizren’de, şehrin sembolü haline gelen Sinan Paşa Camii, Sufi Sinan Paşa’nın Bosna valiliği sırasında yapılmış tek kubbeli zarif bir cami. TİKA (Türk İşbirliği ve Kalkınma Idaresi Başkanlığı) tarafından yaptırılan restorasyonla çok güzel bir görünüm almış.

Şehrin ortasından geçen Bistriça (Akdere) nehri üzerine Koca Sinan Paşa’nın babası Ali Bey’in 1533 yılında yaptırdığı üç kemer gözlü Taş köprüyle birlikte camii ve şadırvan bölgesine dikkatli gözlerle bakanlar, camiinin arkasına düşen Ortodoks kilisesini, sağ taraftaki Katolik kilisesini ve şehrin yaslandığı dağın tepesindeki tarihi kaleyi aynı kare içinde görebilir.

Prizren’in en ilgi çekici geleneklerinden biriside evlenilecek kızlara, erkeklerin alması gereken hediyeler. Bir erkek evlilik öncesi talip olduğu kıza, yaklaşık 1 kilogram ağırlığında altın takının yanı sıra 2 bin euroya kadar, işlemeli yerel kıyafetler satın alıyor.

Prizren’e kadar gelip de köfte (çüfte) yemeden gitmek olmazmış. Köfteler çok lezzetli. İnegöl köfteye benziyor ama biraz daha yaglı gibi.

Te Syla restaurant, Sinan Paşa camii ve Şadırvan’a yakın, salata 1,30 euro, köfte ise 5 euro. Tel: +381 29 240 240

Prizren’de görülecek ve sizlerle paylaşılacak çok şey olduğuna eminim. Umarım yazmak kısmet olur.

Yazıcı Dostu Yazıcı Dostu

1 Yorum Var

  1. Zülfikar Ceylan

    Selam Serkan arkadaşım ben senin yazdıklarına katılıyorum ama bişey e dikatini çekmek isterim prizren savastan once cok daha guzeldı bence cunku burada yasayan sırp,arnavut,bosnak’lar hepsi turkce konusuyordu.
    Savastan sonra cok kisi goc eti prizrene ve bizlere ilk yilarda turkce konusmayin diyorlardi ama simdi alistila artik burada tuklerin olduguna simdi hala sirplar sar dagi eteginde olan strpca koyunde yasayan prizrenli sirplar prizrene geldiklerinde turkce konusuyorlar ayni sey prishtine icinde gecerli yanliz pristinedeki turkler turkce konusmak icin bazen prizreni ziyaret ediyorlar.
    bide sana sunu paylasmak isterim bir amca bizim dukana geldi bana dediki prishtina bir zamanlar baskenti artik buyuk bir koy goclerden oturu tam sehirli olanlar mutlaka turkce bilir kosovada bunu unutma…
    kendine iyi bak seni yine prizrene bekleriz kal saglicakla …

“Prizren ve Şar Dağı manzaraları” yazısını yorumla;