Lüsyen, Can Dündar, Kitap-Yorum

lüsyen can dündar

“Dışarıdan bakanlar, şık bir dedenin, tatlı tatlı konuşarak yetişme çağındaki torununu gezdirdiğini düşünebilirdi. Ama ne gam! Onlar böyle hissetmedikten sonra…” (1)

60 yaşındaki şair Abdülhak Hamid, 18 yaşındaki Belçikalı kızla tanışır, sene 1912. Hikaye böyle başlar ve onlar ölünceye kadar devam eder. Kitap, Can Dündar’ın ifadesiyle bir  “roman-tik belgesel” e benzemiş.(2) Böylece edebiyat dünyamız yeni bir tür kazanmış oldu. Bence bu kitap neredeyse hep aynı fotoğrafların tekrar tekrar kullanıldığı bir foto-belgesel olmuş. 

 

[Yazının devamını oku..]

Yazıya puan verin;

Şah ve Sultan, Iskender Pala, Kitap Yorum

şah ve sultan kitap yorum iskender pala

“Hamiş: Mektubunla birlikte bize bir tas içinde at pisliği göndermişsin. Buna karşılık sana bir kavanoz bal gönderdim. Ne de olsa herkes karşısındakine kendi yediğinden ikram eder!”(1)

Başarılı şiirler yazmış iki sanatçı liderden Sultan Selim’in, Şah Ismail’e yazdığı mektuplardan birinden yapılmış alıntıyı okudunuz. Bugüne kadar Selim ve Ismail’in dönemiyle (1490-1520 ler) ilgili bir çok kitaplar, araştırmalar yazıldı. En çok ilgimi çeken bu ikili arasındaki mektuplaşmalar olmuştur. Iskender Pala’nın son romanı “Şah ve Sultan”  ise bu döneme biraz daha farklı kurguyla bakmaya çalışan bir kitap.

[Yazının devamını oku..]

Yazıya puan verin;

Emirgan Sarı Köşk’te kahvaltı

 

sarı köşk emirgan dış mekan

Ickiyle arası hiç iyi olmayan meşhur padişah IV.Murat,  Emirgan korusu olarak bildiğimiz  bu arazileri çok sevdiği İran’lı Emir Güne verince, bu bölgelere Emirgan denmeye başlanıyor. Emir Güne, Revan kalesinin kumandanıyken, savaşmadan Revan kalesini IV.Murat’a reslim etmiş. Galiba bu nedenle IV. Murat onu çok seviyordu. Revan, bugünkü Ermenistan’ın başkenti Erivan.

Galiba dedim, çünkü bir diğer rivayet ise (1) güzel oğlanlara ilgisi olduğu söylenen IV.Murat’ın Revan kalesinden getirdiği kişinin isminin Yusuf olduğu. Yusuf ile sık sık padişahın biraraya gelmesinin neticesinde, Istanbullular Yusuf’a bir lakap takıyorlar.  “Emiri kün”. “Kün” farsça popo anlamına geliyor! Zamanla “Emiri Kün”, önce “Emirigüne” sonra “Emirgan” olarak söylenmeye başlıyor.

[Yazının devamını oku..]

Yazıya puan verin;

2011’e merhaba, sayalım; DÖRTTT…ÜÇÇÇ…İKİİİ…BİRRR…

neyzen tevfik

Yeni bir yıla giriyoruz. Yeni yılın ilk dakikalarında herkes farklı duygular içinde olacak. Kimileri uykuda, kimileri iş yerinde kimileri ise eğlence yerlerinde. 31.12.2001 gecesi, bundan 9 sene evvel yazdığım yazıyı  (ufak düzeltmelerle) aşağıda tekrar bulabilirsiniz. Gönlünüzce bir yıl olması dileğiyle…

[Yazının devamını oku..]

Yazıya puan verin;

Meydan Restaurant, Kumkapı

kumkapı meydan restauranttan kumkapı meydanı

Kumkapı hem balık pazarıyla hem de balık restaurantlarıyla Istanbul’un en ilgi çekici yerlerinden biri. Kumkapı meydanında 1999 yılından beri faaliyette olan “Meydan Restaurant” da bu mekanlardan biri.

[Yazının devamını oku..]

Yazıya puan verin;

Çiğdem Pastanesi, Sultanahmet

çiğdem pastanesi sultanahmet meyveli pasta

Divan Yolu, Sultanahmet meydanından Çemberlitaş’a uzanan, uzun zamandır arabaların elinden alınıp sadece tramvayların kullanımına verilmiş yolun adı. Istanbul’un Bizans ve Osmanlı iktidarlarında her zaman çok önem verilmiş ve yıllarca kullanılmış bu yolun sağı solu tarihi eserlerle doludur. Bu cadde üstünde, Sultanahmet tramvay durağına yakın bir noktada 1961 yılından bugüne aynı yerde faaliyet gösteren Çiğdem Pastanesi bulunur.

[Yazının devamını oku..]

Yazıya puan verin;

Zübeyir Ocakbaşı Restaurant, Taksim Beyoğlu

zübeyir restaurant beyoğlu dış mekan

Istiklal Caddesine Taksim meydanından giriş yapıp Fransız konsolosluğunu geçtikten sonra sağdaki ilk sokak Zambak sokağı ikinci sokak ise Bekar sokağıdır. Bekar sokağına girip, Tarlabaşı’na inermiş gibi devam ettiğinizde, artık “Zübeyir’i geçtik galiba” diye düşündüğünüz anlarda sağ köşede restaurant sizi karşılar. 5 senelik bu restaurant ismini sahibinden alıyor. 2 katlı restaurant da isteyen her katta yer alan ocakların başında isteyen masalarda yemek yiyebiliyor.

Beyoğlu’na gelip hem kalabalıktan kaçmak isteyenler hem de lezzetli kebap yemek isteyenlere önerilebilecek bir mekan.

 

[Yazının devamını oku..]

Yazıya puan verin;

Ağa Han Müzesi Hazineleri sergisi, Sabancı Müzesi

ağa han müzesi hazineleri sabancı müzesi

Son zamanlarda Sabancı müzesinin yaptığı en sönük sergilerinden biri olduğunu gösteren önemli nedenler vardı; Yağmurlu bir Istanbul günü salonda en fazla 3 kişiydik, otoparkta kolaylıkla yer bulduk ve en önemlisi koca müzenin birçok salonu kapatılmış ve sergi 1,5 kata sığdırılmıştı.

Ağa Han kimdir? Daha önce birçok kez duyduğum “Ağa Han Mimarlık ödülleri” nedir? Bu soruların cevabını öğreneceğinizi düşünerek sergiye gidiyorsanız, hayal kırıklığı yaşayacaksınız. Bu konularla ilgili en ufak bir açıklama dahi yok.  

Merdivenlerden inip sergiye başladığınızda karanlık ve loş bir ortam sizi bekliyor. Bazı duvar yazılarını karanlık nedeniyle okuyamadığımı söylemeliyim. Sergi Islam tarihinde yazının önemini vurguluyor. Malum, batıda tuvallerde resimler yapılırken, islam ülkeleri ise kitap sayfaları yazdılar. Sergi Küfi yazılar bölümüyle başlıyor. Erken islam döneminde hattatların Kur’an yazımı için buldukları bir hat uslubu. Aşağıda Küfi hat ile parşömen kağıdına yazılmış, 8.yüzyılda Afrika’da bulunan bir Kur’an sayfasına ait örneği görebilirsiniz.

[Yazının devamını oku..]

Yazıya puan verin;

Hırsızlar Şehri (The Town) filmi, sinema yorum

hırsızlar şehri (the town) filmi afişFilm heyecan verici bir soygun sahnesiyle başlıyor ve bu dinamizm film boyunca devam ediyor. Soygun planları ve kovalamalar arasına bir de aşk hikayesi serpiştirilmiş. 2 saat süren film sıkılmadan izlenebilir.

Senaryosu Amerikalı yazar Chuck Hogan’ın “Hırsızlar Prensi” isimli kitabından esinlenerek yapılmış. Kitapçılarda bu kitabı kolaylıkla bulabilirsiniz.. Ben Affleck hem başrolde oynuyor hem de filmin yönetmeni. Bence hayli başarılı olmuş. Ancak filmin müzikleri için aynı şeyi söyleyemeceğim, pek uğraşmamışlar gibi geldi.

[Yazının devamını oku..]

Yazıya puan verin;

Inci Pastanesi kapanıyor mu?

inci pastanesi ve  profiterol

Istiklal caddesine geldiğimizde ve önünden her geçişimizde bir mıknatıs gibi bizi kendisine çeken belki servis edilen profiterolun tadı belki de yıllar öncesine yolculuk edecek olmanın hissi mi bilemiyorum. Inci pastanesinde 66 yıl öncesinin vitrini ve dükkan ortamı hala korunuyor. Geçen gün  profiterol yemek için mola verdiğimizde dükkanda geçen diyaloglara şahit oldum. Musa Bey,  içinde bulundukları binanın 89’dan bu yana yap-işlet-devret modeli ile yıkılmak istendiğini ve kendilerinin de yapının yok olmaması için mücadele verdiklerinden bahsediyordu. Bahsederken de tepkisinden mi yoksa “yıllarca yeterince para yaptım artık yeter” düşüncesinden mi bilemiyorum, tavırları “ben burayı kapatıyorum siz düşünün” der gibiydi. Müşterilerden birinin “burada yapılacak yeni düzenleme içinde yer alıp yeni dükkan açar mısınız?” sorusuna da,  çok ince olmayan ve biraz alaycı bir şekilde olumsuz cevap verdi.

[Yazının devamını oku..]

Yazıya puan verin;