Film heyecan verici bir soygun sahnesiyle başlıyor ve bu dinamizm film boyunca devam ediyor. Soygun planları ve kovalamalar arasına bir de aşk hikayesi serpiştirilmiş. 2 saat süren film sıkılmadan izlenebilir.
Senaryosu Amerikalı yazar Chuck Hogan’ın “Hırsızlar Prensi” isimli kitabından esinlenerek yapılmış. Kitapçılarda bu kitabı kolaylıkla bulabilirsiniz.. Ben Affleck hem başrolde oynuyor hem de filmin yönetmeni. Bence hayli başarılı olmuş. Ancak filmin müzikleri için aynı şeyi söyleyemeceğim, pek uğraşmamışlar gibi geldi.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Tarih: 24 Ara 2010 / Yazar: Serkan Şahin / 2 Yorum »
Istiklal caddesine geldiğimizde ve önünden her geçişimizde bir mıknatıs gibi bizi kendisine çeken belki servis edilen profiterolun tadı belki de yıllar öncesine yolculuk edecek olmanın hissi mi bilemiyorum. Inci pastanesinde 66 yıl öncesinin vitrini ve dükkan ortamı hala korunuyor. Geçen gün profiterol yemek için mola verdiğimizde dükkanda geçen diyaloglara şahit oldum. Musa Bey, içinde bulundukları binanın 89’dan bu yana yap-işlet-devret modeli ile yıkılmak istendiğini ve kendilerinin de yapının yok olmaması için mücadele verdiklerinden bahsediyordu. Bahsederken de tepkisinden mi yoksa “yıllarca yeterince para yaptım artık yeter” düşüncesinden mi bilemiyorum, tavırları “ben burayı kapatıyorum siz düşünün” der gibiydi. Müşterilerden birinin “burada yapılacak yeni düzenleme içinde yer alıp yeni dükkan açar mısınız?” sorusuna da, çok ince olmayan ve biraz alaycı bir şekilde olumsuz cevap verdi.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Bu sene üçüncü kez Rossini’nin Sevil Berberi operasını seyretmiş oldum. Önce Fransa’da sonra Istanbul’da Alman sanatçıların sahnelemesiyle ve son olarak 21 Aralık gecesi kendi sanatçılarımızın performansıyla. Karşılaştırma yaptığımda açıkcası kendi sanatçılarımızın performansını bayağı başarılı buldum.

“Sevil Berberi” operası çok komik ve sıkılmadan izlenebilecek bir opera. Dönemin eserlerinde sıklıkla rastlanan diyaloglar bu oyunda da bir hayli fazla. Bu diyaloglar metine sadık kalınarak Italyanca yapılıyor. Ne zaman yaratıcı ve değişim seven bir yönetmen çıkacak da bu diyalogları Türkçe yapacak merakla bekliyorum. Umarım bir gün kaderimiz değişecek ve Italyanca olmasına hiç gerek olmayan bu diyalogları Türkçe dinleyebileceğiz.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Söylentiye göre Istanbul’daki Sivaslı sayısı 2 milyon. Hadi diyelim bu abartı rakam gerçekte 1 milyon olsun, onu da kabul etmeyelim 500.000 olsun. Aralık ayının ortasında olmamıza rağmen çok yumuşak bir hava ve futbol severler için uygun bir ortam var ama stada gelen Sivaslı sayısı zannedersem 50 kişiydi! Fenerbahçe geçen hafta Ankara’da beklenmedik bir mağlubiyet almış, futbolcular moralsiz, taraftar isteksiz (stadda boşluklar vardı, seyirci 30.000 civarıydı). Fenerbahçe’yi bundan daha iyi yakalayamazsın. Doldur sana ayrılan tribünleri, aç Sivas bayrağını.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Tarih: 16 Ara 2010 / Yazar: Serkan Şahin / 1 Yorum »
Nevizade sokağı , Beyoğlu Istiklal caddesi üstündeki Çiçek Pasajının yanında yer alan balık pazarında, birçok meyhanenin bulunduğu sokağın ismi. Sokağa atılmış masalardan yükselen sohbetler ve bu daracık sokaktan geçmeye çalışanların ortaya çıkardığı enerji, insanları Nevizade sokağına çekiyor. Bu ortama alışan müdavimler, Nevizade de bulundukları sürede belki de herşeyi unutuyorlar. Birbirine çok yakın masalar, neredeyse sırt sırta oturulan tabureler, elinde piyango bileti veya badem tabağıyla muhabbetinize katılanlar ve tabiki masa masa dolaşan saz takımları. Hepsini birden bulabileceğiniz bu sokaktaki sağlı sollu yerleşik restaurantlardan biri de Abbas Restaurant.
Masaların yerleştirilme düzeni çok büyük olmayan bir restaurant için başarılı sayılır.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Hamam tecrübesi olmayan biri olarak 1481 yılında yapılmış ve daha çok turistlere hizmet veren tarihi Galatasaray hamamına doğru yola çıktım. Istiklal Caddesi üzerindeki Galatasaray lisesi kapısından Taksim meydanı yönüne devam ettiğinizde sağdaki ilk aralıkdan veya ilk sokaktan içeri girip devam ederseniz hamam karşınıza çıkacaktır. Biraz içerde kaldığı için cadde üstünden veya sokak başından gözükmüyor.
Hamama girer girmez ilk önce ödeme yapıyorsunuz. Kese-köpük veya ek olarak masaj seçilebiliyor. Meydanda sizi karşılayan arkadaş ayakkabılarınızı alıyor ve terlik veriyor. Isterseniz bu esnada ayakkabılarınızı boyatabiliyorsunuz. Odalardan sorumlu arkadaş sizi odanıza yönlendiriyor ve peştamelinizi veriyor. Odalar ufak ama işlev olarak yeterli. Peştamelinizi giyip eşyalarınızı oraya bırakıyorsunuz. Odanın anahtarınıda tüm hamam süresince yanınızda taşımanızı istiyorlar.Odalardan ayrılıp tekrar soğukluk (hamam meydanına) bölümüne döndüğünüzde terlik yerine kullanacağımız takunyalarınız sizi bekliyor. Artık hamama girmeye hazırsınız.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...

Maçın son periyodu oynanıyor ve Barcelona 4 sayı farkla önde. 14 sayılık farkı eriten Fenerbahçe, bu hücumdan sayıyla dönerse farkı 1′e veya 2′ye düşürmüş olacak. Saha kenarındaki 2 kişi ise salondaki 15.000 seyirciden farklı olarak pek bu hücumla ilgilenmiyor. Bu iki kişi, Fenerbahçe’nin Hırvat antrenörü Spahija ve milli basketbolcumuz Oğuz Savaş. Spahija elindeki panoda yazarak çizerek ve biraz da sinirli bir şekilde birşeyler (tahminim Oğuz’un sahada yaptıklarını ve daha iyi olması için yapması gerekenleri) anlatıyor. Hücumda sayı olmuş olmamış Spahija’nın pek umrunda değil sanki, o geleceğe bakıyor ve daha iyi bir Oğuz Savaş istediğini gösteriyor. "Oğuz sen maçtan daha önemlisin" diyor. Fevkalede bir özgüven ve liderlik. Ilk defa canlı seyrettiğim Fenerbahçe basketbol takımında özellikle antenörün saha kenarındaki duruşuyla, takımına hakim bir lider görüntüsü çizdiğini gözlemledim. (Bu arada sözünü ettiğim hücumda topu kullanan Hırvat Ukiç sayıyı atamadı)
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...

Kardemir 1937 yılında kurulmuş bir fabrika. Türkiye’nin gelişmeye, endüstrileşmeye çalıştığı bir dönemde çelik üretecek bu büyük ağır sanayi tesisinin ilk önce Zonguldak’a kurulması düşünülmüş. Ancak genelkurmay, deniz toplarının atış menzili dışında kalmasını istemiş ve Zonguldak’tan 70 km içeride 11-12 haneli Karabük Köyü’nde karar kılınmış. Ingiliz Brassert firmasının tecrübesi, Türk işçilerinin marifetleriyle çeltik tarlasına çelik fabrikası kurulmuş. Bu küçük köy bugün 100.000 nüfuslu bir şehir haline geldi. Ve 1938′lerde fabrikanın montaj şefi Ingiliz Lain’in antrenörlüğünü yaptığı ama resmi kuruluş tarihi 1969 olan Kardemir Karabük futbol takımı ise dün gece Fenerbahçe’nin karşısındaydı.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Tarih: 5 Ara 2010 / Yazar: Serkan Şahin / 1 Yorum »

Yavuz Turgul ve Şener Şen’in Av Mevsimi isimli filmi Cuma günü gösterime girdi. Züğürt Ağa, Muhsin Bey, Eşkiya, Keje vb. karakterlerin yaratıcısı Yavuz Turgul bu filmiyle bize yeni bir karakter armağan etti: Deli Idris.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Tarih: 3 Ara 2010 / Yazar: Serkan Şahin / 2 Yorum »

Kutluğ Ataman’ın içimdeki düşman" isimli sergisi Istanbul Modern müzesinde süreli sergilerin yer aldığı alt katta yer alıyor. Merdivenlerden iner inmez sizi dairesel bir düzende yay şeklinde yerleştirilmiş birçok LCD ekran karşılıyor. "Cennet" isimli bu çalışmada Ataman, Güney Kaliforniya’daki Orange Country isimli bölgede yaşayan 24 vatandaşı videoya almış ve onlardan "yeryüzündeki cennet"i anlatmalarını istemiş. Herkes kendi hikayesini anlatıyor ve tabiki dil ingilizce. Türkçe birşey yok. Açıkcası Kaliforniya’daki ahali beni ilgilendirmediği için pek ilgimi çekmedi ve diğer eserlere yöneldim.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...