Bize Dair Ask ve Sevgi Üstüne …

Her Şeyden önce; sayfa tam anlamıyla açılmalı ve müzigi hissetmelisin!
Bu yazı, müzik olmadan anlaşılmıyor!…
Ölümsüz Sevgilim ,
Sevgililer Gününü, gül ve diger çiçek yetiŞtiricilerin elinden alıp,abartılı
bir ticaret oyuncağı haline getirenleri gördükçe, sana hiçbir Şey vermemeye kararlıydım…
Ama bu günü yok saymak, Sevgililer Gününü, sevmenin zirvesi yapan geleneğe
ve gerçekten sevmesini bilenlere büyük bir saygısızlık olacaktı…IŞte bu yüzden,
sana, seni düŞünerek yazdığım, emeğimi hediye ediyorum…
Bu yazı, tüm diğer okuyanların Şahitliğinde, sevgimiz gibi ölümsüz olsun…
—————————————————-
S.S:
AŞağıda durum karıŞık…
Tüm kavramlar “AŞk,sevgi,aŞık olmak,sevmek”, birbirine karıŞmiŞ durumda…Sizden sonrada
-dogal olarak- herkes bir Şeyler söyledi ve kafalar iyice karıŞtı..
Kuvvetli mutabakatımızla, aramızda en eski ve kidemli olarak yalniz siz açıklayın; aŞkın ne oldugunu…

Socrates:
Ruh genç bir çocugun güzelligine baktığı zaman, bu güzellikten birçok zerrecikler
kopup ona dogru akar.Bu akıŞa istek adı verilmesi bundandır. Ruh bu zerrelerle
dolunca canlanır, ısınır. Onu gördügü ve ondan akip gelen isteğe bulandığı zaman,
ruh, önce nefes almaya baŞlar;acılar sızılar kesilir, o anda da
hazların en tatlısına dalar. Artik gözünde hiç kimse sevdiginden daha degerli degildir.
Dediklerini yerine getirmeye hazırdır .Çünkü, güzelligi kendinde tutana derin saygı
göstermekle beraber, o, en büyük acıları dindirecek hekim olarak yalniz onu görür.
Ey kendisiyle konuŞtugum güzel çocuk, iŞte bu duyguya insanlar aŞk dediler…

S.S:
AŞk istektir, diyorsun…Istekler gelip, geçer.Bazen kisa, bazen uzun sürsün
sonuçta istek tükenir..AŞ aşagıdakilerin çoğu aŞk tükeniyor diyor zaten…O halde
bir sürprizdir aŞk, o zerrelerin kimden ve ne zaman bize kopup geleceğini
kestiremedigimiz bir sürpriz.Bu sürprizin etkisiyle belli bir süre
hiç kimseyi gözümüz görmez belki,ama sonuçta sürprizin etkiside gelir, geçer…
Çoğu insan kitaplarda, Şiirlede, Şarkılarda arar aŞkı ama en çok
aradığımız Şeyleri hep yanibaŞımızda bulmazmıyız…Insan böyle görür aŞkı…
Aniden, bir sürprizdir…AkŞam bir türkü, Şiir oldu agzımızdan çıkan,
avuca yazilan harf olarak çıktı karŞıma… Bazimiza denizde bir takanın üstünde
göründü bir yazı olarak ve bazilarimiza sade bir gülümsemeyle gözlerde parlayan ıŞık
olarak…Belki o anda bunun aŞk oldugunu farkedemedik ama o gördüklerimiz ne Şarkı
söyleyen, ne afiŞ tutan, ne de gözleri parlayan güzelliklerdi.Gördüklerimiz
aŞkın ta kendisiydi…Herkesin aradığı, birbirine sorduğu aŞkın, istegin ta kendisi ve canli dimdik ayaktaydılar…
AŞkın farkına varan, onu canlı gören artık laf dinlemez olur.Bu tatlı süprizin etkisiyle bazen sevgilinin tabiatinı
anlamayı ve huylarını öğrenmeyi umursamaz, neyin nesidir demez, vücudunu özler durur…
Bir tutkudur artık. Bilinmez bazen;kim kimin peŞinden koŞar olur…
Kuvvetli severler ama karŞılarında yeni bir güzel, yeni bir sürpriz bulduklarinda bu defada onun için yanıp tutuŞurlar…

Karacaoglan:
Deli gönül gezer gezer gelirsin Arı gibi her çiçekten alırsın Nerde güzel görsen orda kalırsın Ben senin derdini çekemem gönül Çıkıp yücelere bakmak istersin ÇoŞkun sular gibi akmak istersin Her güzelle yatıp kalkmak istersin Ben senin kahrını çekemem gönül…

S.S:
Bu kahır(!) çekilmelidir ve aŞklar (az veya çok) yaŞanmalıdır…
Isteklerimizi yerine getirirken, sohbetler etmeli, insanlari tanımaya çalıŞmalıyız…
Öyle olmasa, Ölümsüz Sevgilim, senin farklılığını, benim için kıymetini
nasıl anlayabilirdim…

N.Hikmet:
Piraye Hanim ile tanıŞtığım zaman, 30 yaŞlarında iki çocuk annesi,
dul bir kadındı…Çok kısa zamanda zekası, kendine güveni ve elbette farklı
güzelliğiyle beni etkiledi.Evliliğimiz 20 yıl sürdü, ancak bu zaman içerisinde
sadece 7 yılımızı birlikte geçirdik.Hasretlerimizi mektuplarla bastırdık ama
beraberligimizin son yılında hapiste beni ziyarete gelen Münevver’e aŞık oldum…
Ancak Münevver’ e olan aŞkım uzun sürmedi ve kısa zamanda ayrıldık…
Hemen Pirayem’ e dönmek istedim…

S.S:
AŞkı sevgiye dönüŞtürmektir önemli olan…Bunu baŞarmak kolay degildir
Saygı, hoŞgörü ve paylaŞma ile ancak aŞklar sevgiye dönüŞür.
PaylaŞma: Bu sevgide karŞılık beklemek yoktur…Kusurları ile yanlıŞları ile herŞeyiyle
sever…AŞık iken ufak bir aksilikde bile kara düŞüncelere dalan,
sevgilisinden soğuyan insan, aŞkini sevgiye dönüŞtürdükten sonra onun iyiliginden
baŞka birŞey istemez…Hele birde iki tarafta severse değerine kıymet biçilmez…
(AŞk dan üstündür elbette! çoğunluğun tükeniyor dediği bir istek, bir sürpriz
nasıl olur da sevgiden üstün olabilir…)

N.Hikmet:
Pirayem’e dönmek istedim ama ne kadar ugraŞtıysam ikna edemedim…
Ama o beni istemesede onu sevmeyi bırakmadım…O’ na aŞık oldum,
deli gibi tutuldum ve geç de olsa sevmeyi bildim…

S.S:
Bazıları sevgiye de aŞk diyor…Bunu diyenler, sevmeyi kolay sanıyor;
sevgi kelimesini hafife aliyor…”SENI SEVIYORUM” demek çok önemlidir,
gerçekten hissedilmeden söylenmemelidir…

N.Hikmet:
YaŞamak : ümitli bir iŞtir, sevgilim, yaŞamak : SENI SEVMEK gibi ciddî bir iŞtir…

S.S :
Ciddi bir iŞtir sevmek, hatasiyla sevabıyla sevilir karŞımızdaki, destek olunur
karŞılık beklemeden…Sabır iŞidir…Ve bazen kelimelere bile
ihtiyaç duyulmaz sırf hareket ve bakiŞlar yeter sevginizi anlatmaya…

M.Gandhi :
Where there is pure love, there is no room for impatience…Love is made of
Does a mother ever have to go about saying that she loves her child? A child who
cannot yet speak looks into the eyes of his mother.When their eyes meet;
we can tell from their looks that they are in communion with something divine…**

S.S:
Sevmek için aŞık olmak gerekir…Bir dönem tutulmak, ama bunun esiri olmadan
zafere ulaŞmaya çalıŞmak; hoŞgörü, tölerans, paylaŞmak ve sonunda sevgi…
Bu birlikteligin temelini{=aŞki} unutmamak gerekir…AŞk süprizdir,
o halde sevdigimize beklenmedik anlarda AŞki hatırlatmak gerekir…
O haz hatırlanmalıdır; sebepsiz sarılmak, öpmek, sevdigi Şarkıyı dinletmek,
yollar katedip karŞısına dikilivermek, her an onun yanında oldugunu hissettirmektir…
————————————————– ——————-
SultanIm:
Uyan artık!Kan ter içindesin!
S.S:
Yukarıdaydım! Hertaraf bembeyazdı ve aŞağısı yani bizler rahatlıkla görülebiliyordu.
Gerçekten sevmeyi bilenler buraya alınıyor…Alıimız ise karanlıktı, bırak bizleri
görmeyi, birbirlerinin yüzlerini bile göremiyorlar, birbirleriyle konuŞamıyorlardı…
Buraya sevmeyi bilmeyenler, seviyorum deyip aldatanları alıyorlar…
En üst ise sevgilerini Ilahi AŞk’ a dönüŞtürebilmiŞlerin yeriydi…
————————————————–
Ilk açılan linkte yer alan;
SONE 116 - W.SHAKESPEARE
Mutlu birleŞmesine hiçbir engel yok bence, Gerçekten sevenlerin.Sevgi demem sevgiye Bir döneklik yaparsa,ötekini yüz çevirir görünce, BaŞka yola saparsa sevgili sapti diye: Hayır, sevgi besbelli saglam bir iŞarettir, Sarsılma nedir bilmez, fırtınalara gögüs gerer, Gemilere yön veren yıldızların dengidir, Yüksekligi ölçülsede,değeri bilinmez Zamanin soytarısı değildir sevgi asla, Alıp götürebilir elbet Zaman, orağını düŞürerek Ama O degiŞmez kısacık günlerle haftalarla, Direnir ve katlanır mahŞerin ucuna dek
YANILIYORSAM BUNDA VE KANITLAYAN OLURSA YANLIŞIMI NE HİÇ KİMSE SEVMİŞTİR, NE BEN YAZMIŞIM BU YAZIMI…
—————————————————–
SultanIm : Annem S.S: Serkan SAHIN Socrates : EFLATUN,”Phaidros” N.Hikmet : Nazim HIKMET ,”Piraye’ye Mektuplar” Karacaoğlan : “Bütün Şiirleri”,Gözlem Yayınları M.Gandhi: “The Colected Works of Mahatma GANDHI”,(55.Cilt/sf.171) İstanbul Universitesi Kütüphanesi (**o kadar dogal ve içten ki çevirmeye kıyamadım…)

{14 ŞUBAT 2000, Pazartesi,01:11}

Ekleyen: Copyright © Serkan Şahin
Tarih: 20.12.2006 22:05:29

Yazıya puan verin;
1 Star2 Star3 Star4 Star5 Star
Loading ... Loading ...

Leonardo Da Vinci

Bilgi paylaştıkca artar; Leonardo Da Vinci’nin hayatı ve en büyük eseri
“Son Yemek”…
“Son Yemek”; bir dahinin dehasıdır. Ama önce dahinin hayatı;
The Book of Genius” da (Tony Buzan - Raymond Knee)tarihin
en büyük dahileri her yönden incelenmiş ve sıralama şu şekilde yapılmıştır;
10- Albert Einstein … …. 5 - Michelangelo 4 - Wolfgang von Goethe
3 - Mısır piramitlerini inşa edenler 2 - William Shakespeare

ve tüm zamanların en büyük dahisi LEONARDO DA VİNCİ…

Dünyanın süper gücünün başındaki 2. Mehmet, Bizans impartoruna
“Kudretimizin başarabileceği şeyler, sizin muhayyilerinizin sınırları dışındadır”
diyerek, dünyanın FATİH’ i olmaya hazırlanırken, tüm zamanların en büyük DAHİ si,
tarih-kültür şehri yaşayan müze FLORANSA (Firenze)’ da doğalı tam bir sene olmuştu. (1452)…

Floransa için…

11 kardeşiyle birlikte gürültülü bir evde büyüdü.Küçüklüğünde
matematik ve müzikle ilgilendi ama babası onun yeteneğinin sanatta olduğunu
anlayınca onu Verocchio’nun yanına verdi.(yaş 17-1469)
Andrea del Verrocchio o dönemde çok tanınıyordu.Bir çok ünlü sanatçı
yetiştirmişti.Leonardo orda döküm,maden işlerinin teknik sırlaıinı, resim ve heykeli
ögrenecekti.

Verrocchio’ nun en ünlü eseri;Venedik’ teki atlı heykel…

Bazı kaynaklara göre olaylar cok farklı; Leonardo’nun bu eğitime
ihtiyacı olmadığı hatta Verocchio’nun ögrencisinin etkisinde kendi biçimini
degiştirdigi de iddia edilmiştir.
Leonardo gençlik yıllarında deli-doluydu.Gençliğinin önemli bir kısmını
hayatın tadını çıkartarak geçirdi.Hatta bu uçuk dönemde, 24 yaşındayken Floransa
hükümetinin kurulu önünde ters cinsel ilişki iddiasi ile yargılandı.Delil yetersizliğinden
suçlama düştü.Bu olay Thomas Cowan’ın “Eşcinsel Dahiler” kitabında yer almasına yetmiştir.
Hassas bir insan olan Leonardo zor günler geçirdi ve olayı tek cümle ile özetledi ;
“Ne kadar hassas olunursa o kadar çok ızdırap çekilir…çok ızdırap!” En yakın zamanda Floransa’ yı terkedecekti…

Bu dönemlerde Osmanli Fatih’in idaresinde gittikçe büyüyor ve her tarafa
korku salıyordu.Fatih, resim ve sanata olan ilgisini arttırmış ve bunun sonucunda da
1480 de Leonardo nun memleketlisi;Gentile BELLINI saraya çağrılmıştı. Fatih, o sırada
İslamın koyduğu yasağa karşın kendi portresini yaptıran ilk müslüman oldu.(1480)

Bellini nin Fatih portresi….

Bu portrenin yapımından 6 ay sonra Fatih, belkide Leonardo’nun
Italyasını da fethetmek için yola çıkmışken Gebze de apansızın bir hastalığın ardindan öldü.(1481)
(1482 yaş 30) Leonardo, Floransa’ dan Milano’ ya, Dük Sforza’ nın
sarayına gitti. Asker mühendis, mimar, ressam ve heykelci olarak hizmete
başladı. Festivaller düzenledi (Copperfield’in herkesi şok eden şovları! Bunların yanında
hafif kalırdı!O zaman için; uçan kuşlar,hareketli atlar,sahnede her tarafı kaplayan alevler vb!
Ünü gün geçtikçe arttı…
Leonardo, 30′undan 50’sine kadar geçen sürede mutlu ve varlıklıydı.
Binalari resimledi, askeri donanımlar hazırladı…1495-1498 arasında “Son Yemek” yaptı…
10 yıl kadar ugraştığı 7.5 mt yüksekliğinde”Sforza” yı (dev at heykeli) ömrü boyunca bitiremedi.
Bu dev atı görenlerin tek söylediği “Bundan daha güzel ve üstün bir şey olamazdı”olmuştur (Vasari)…
1500 de Floransa’ya döndü. Bu dönemlerde Italya karışıktı her tarafta
çatuşma ve savaş vardı. 1502-5 arasinda tüm dünyada tanınan büyük eserini
yaptı:”La Gioconda-Mona Lisa” hakkında birçok kitaplar yazılmış,yorumlar yapılmıştır.

La Gioconda-Mona Lisa….

Leonardo Venedik’e geçti. Dükalığa savaş hazırlıkları ile ilgili projeler
sundu.Osmanlı korkusu dahinin savaşı düşünmesine sebep olmuştu.
İIk helikopter, ilk tank işleyiş biçimleri,makinalı tüfek,havan topları ve hatta Venedik
için denizaltı projesi bile çizdi.Savaş araçlarını”Doğanın başlıca hediyesi olan
hürriyetin korunması için” dizayn ettiğini yazmıştır…
Tekrar Milano ve sonra Roma ya gitti.Değerli vaktini yolculuklarla
harcıyordu…1516 da Vatikan dan aldığı desteği de kaybetmiş ve çok
istemesine ragmen bir daha Floransa’ sına dönememiştir.

Yavuz Sultan Selim idaresindeki Osmanlı İmp.gelişimini sürdürüyor
1514 Çaldıran zaferi ardından gelen Mısır’in fethi ile topraklar
neredeyse iki katina çıkıyordu. Islam’in kutsal kentlerinin ve emanetlerinin
ele geçirilmesi ile artik halifelik de Yavuz Selim’e geçti.
Leonardo’nun dogumuyla aynı, zamanlarda, edebiyen Türkler’in
eline geçen Istanbul, Dahi ölüme yaklaşırken artık yalnız Osmanli’nın
değil tüm Islamiyetin başkenti olmuştu…
Hayatının son birkaç yılını Fransa’da geçirdi.Yorulmuştu ama
son zamanlarında bile hiç bırakmadığı, ögrenme ve çalışma isteği ile
herkesi kendisine hayran bıraktı 2 Mayıs 1519 da, 67 yaşında Fransa Kral’ının kollarında
öldü.Son sözlerinde;”Tanrıdan ve insanlardan geride yapılmamış çok şey bıraktığı için”
özür dilemiştir. Hiç kimse bu kadar çok alanda girişimde araştırmada bulunmamıştır…
Sanatçı:Sadece “Son Yemek” ve “Mona Lisa” bile diger harika resimleri
saymayı lüzümsüz kılar… Mucit: Helikopter,paraşüt,ilk döner sahne(festivallerde kullandı),vinç,vb… Askeri Mühendis: Tank,makineli tüfek,havan topu,denizaltı… Bilim adamı: insan vücudunun parçalarını kesitler halinde çizen ilk kişi…
Rahimdeki bebek, beyin,kalp odacıklar… Ve herkesten önce “Güneş hareket etmez”;Il sole non si muove” demiştir…

Bu çalışmayı bu satıra kadar okuyanlara Leonardo Usta’nın
bir müjdesi var; “INSANIN BILGISI ARTTIGI ORANDA , SEVGISIDE ÇOGALIR”…

Dahi tamam şimdi sırada dehası;”SON YEMEK”…

Ekleyen: Copyright © Serkan Şahin
Tarih: 20.12.2006 21:52:35

Yazıya puan verin;
1 Star2 Star3 Star4 Star5 Star
Loading ... Loading ...