Lüsyen, Can Dündar, Kitap-Yorum

lüsyen can dündar

“Dışarıdan bakanlar, şık bir dedenin, tatlı tatlı konuşarak yetişme çağındaki torununu gezdirdiğini düşünebilirdi. Ama ne gam! Onlar böyle hissetmedikten sonra…” (1)

60 yaşındaki şair Abdülhak Hamid, 18 yaşındaki Belçikalı kızla tanışır, sene 1912. Hikaye böyle başlar ve onlar ölünceye kadar devam eder. Kitap, Can Dündar’ın ifadesiyle bir  “roman-tik belgesel” e benzemiş.(2) Böylece edebiyat dünyamız yeni bir tür kazanmış oldu. Bence bu kitap neredeyse hep aynı fotoğrafların tekrar tekrar kullanıldığı bir foto-belgesel olmuş. 

 

Abdülhak Hamid (1852-1937) benim için “Makber” in şairiydi. “Her yer karanlık, pür nur o mevki, mağrip mi yoksa makber mi yarab?” Makber “mezar” anlamına geliyor. Bu şiir artık konserlerde veya meyhanelerde duyabileceğiniz yaşayan bir şarkıdır. Bu kitapı okursanız Abdülhak Hamid’i daha fazla tanıma fırsatı bulacaksınız. Ilginç bir hayat ve “Şair-i azam” yani “yaşadığı dönemin en büyük şairi” olarak anılmasının nedenleri anlatılmış.

Kitabın isminin “Lüsyen” olması sizi yanıltmasın. Kitap Abdülhak Hamid’i anlatıyor. Aralarda da genç eşi Lüsyen’in (1894-1966) kendisine yazdığı gerçek mektuplar ve Abdülhamid’in bazı davranışlarını yorumlayan anlatıcı (yine Lüsyen) eklenmiş. Kitaba bu ismin verilmesinin sebebini kitap sonundaki sonsöz bölümündeki Can Dündar yorumundan çıkartabilirsiniz. “Lüsyen’i okuyanların, ara sıra bu unutulmuş kadını Zincirlikuyu’da ziyarete gideceklerini hayal ettim”(3)

Ne yazık ki ne başarılı bir biyografi ne romantik bir roman ne de iyi bir belgesel yazısı diyemeyeceğim. Hayal kırıklığı. Dolu dolu bir hayat ve ilginç yaşam notları sürekleyici bir bütün haline getirilememiş. Fotoğraflar iyi düşünülmüş ama çoğu birbirinin tekrarı. Kopuk kopuk bir anlatım var, kurgu hiç yok. Aralara sıkıştırılmış tarihin önemli isimleri sadece kapağın arka sayfasında müşteri toplamak için yazılmış bir tuzak gibi kalmış. Altı doldurulmamış, kahramanlar havada kalmış.

Sakınan göze batanlar;

– Neden bu kadar çok boşluk olduğunu anlamadım. Boşluklar çıkartıldığı zaman toplam kitap sayfası 1/3 oranında azaltılabilir ve kitap fiyatı 28,50 TL den daha düşük olabilir miydi diye düşünmeden edemedim.

– Kitap, Mayıs 1912 de tanışmaları ile başlıyor ve tam 6 bölüm sonra 7. bölümün başındaki cümle “6 Mayıs 1912 günü Londra’da evlendiler”. Bayağı hızlı olmuş bu iş.

– Mart 1913 de Lüsyen Istanbul’a ilk gelişinde şehri şu şekilde yorumluyor:” Istanbul ki daha beyaz satenden bir sultan elbisesinin haşmetine bürünmüş, Bizanslı alnına Türkiye’nin kondurduğu camilerin hiçbir şeyle kıyaslanmayacak tacını giyinmiş olduğu ilk karşılaşmada uyuşacaktık”(4) . Bu cümlenin bir hayli zorlama olduğunu düşünüyorum.Neden Osmanlı yazmak istememiş anlamadım. O zaman Türkiye diye birşey yok.

Kitap toplam 541 sayfa, fiyatı 28,50 TL.

(1) Dündar, Can, Lüsyen, Can Yayınları, Ekim 2010, Istanbul, syf.15

(2) a.g.e, syf.530

(3) a.g.e, syf.532

(4) a.g.e, syf.70

Yazıcı Dostu Yazıcı Dostu

“Lüsyen, Can Dündar, Kitap-Yorum” yazısını yorumla;