Kış Günlüğü, Paul Auster, Kitap-Yorum

paul auster kış günlüğü can yayınları kitap yorum

Ilk defa Paul Auster okuyacaksanız, yani benim gibi, bu kitaptan uzak durmanızı öneririm. Bunu nasıl anladığımı soracak olursanız; bir hayli karmaşık ve zorlama bir biyografi denemesiyle karşımıza çıkan Auster, “Kış günlüğü” nün bazı bölümlerde bakış açısını ve yeteneğini yine de gösteriyor. Inanıyorum ki  önemli bir edebiyatçı olan Auster in diğer eserleri bu kadar sıkıcı ve karışık değildir.

Kitap,  Auster in günlüğü. Bu günlükte belirli bir zaman akışı yok. Sürekli bağlantılar kurarak kah 10 yaşına kah 50 yaşına dönüyor. Özellikle oturduğu evleri anlatan bölümü atlamak zorunda kaldığımı itiraf ediyorum. Ev 4 katlı, mutfagı büyük, diğer evden şusu iyi busu kötü ve uzayıp giden ev tasvirleri beni yordu;

“Ömrün boyunca ne kadar sık taşındığını düşünürsek daimi sözcüğü her ne kadar uygun düşmese de , doğduğundan bugüne kadar yirmi bir daimi adresin oldu” (1)

Ayrıca Auster’in sadece Amerika da değil, dünyanın farklı ülkelerinde uzun zaman kaldıgını da kitaptan öğreniyoruz. Bu kadar fazla seyahat etmenin neticesinde soy-ırk kavramı ile ilgili düşüncesi şu şekilde oluşmuş;

“Kim olduğunu bilmek istiyorsun…1947 de seni dünyaya getiren annenle babana gelene kadar kim bilir kim kimi o da kimi o da kimi o da kimi döllemiştir, diye düşünüyorsun…o yüzden de kim oldugun bir muamma olduguna ve bu gizemin çözülmesinden umudunu kestiğine göre tamamen ve özgürce kendin olabilmek için herkes olmaya, içinde herkesi kucaklayıp kapsamaya bilinçli olarak karar verdin” (2)

Kitabın son bülümünün başarılı oldugunu düşünüyorum. Belli ki Auster yaşlanmanın getirdiği etkilerle ölüm konusunda daha fazla düşünmeye başlamış ve kitabın sonunu da buna uygun yazmış.

Kitap 197 sayfa, fiyatı 15 TL.

(1) Kış Günlüğü, Auster, Paul, Can Yayınları, Şubat 2012, Istanbul, syf. 100

(2) a.g.e, syf.102-104

Yazıcı Dostu Yazıcı Dostu