Bu dönemde kitap okumak dışında herhangi bir faaliyette bulunamamamın hoş bir neticesi olarak Ahmet Ümit ile tanışmış oldum. Polisiye romanlarıyla Türkiye’de bu tarzın en önemli temsilcisi A. Ümit’in son romanı “Istanbul Hatırası” nı çok beğenerek okudum.
“En çok neyini beğendim?” sorusunun cevabı çok net; yaşadığım, hayranı olduğum şehri insanlara anlatması ve korunması için mesajlar vermesi. Ancak kitabı okuyacaklara hemen nacizane bir tavsiyede bulunayım; 560 sayfalık bu kitabı yavaş yavaş, sindire sindire okusunlar. Cinayet ipuçlarını değil de Istanbul’un bizlere sunduğu eşsiz nimetleri düşünerek ve belkide kitapta geçmeyen başka bilgileri öğrenmeye çalışarak.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
10 yıldan fazla zaman olmuş ki elime Yaşar Kemal kitabı almamışım. Tanışmamız da biraz tesadüftü. Ilk defa yurt dışına çıkmıştım. Italya’da bir kitapçıya girdim ve Türk yazarların eseri olup olmadığını sordum. Kitapçıdaki güleryüzlü ve büyük gözlüklü bayan bana iki tane kitap getirdi. Birisi Nazım Hikmet’in kitabıydı ama şu anda kitabın ismi aklımda değil. Diğer kitabın üstünde Yashar Kemal yazıyordu. Belki de kapağın çekiciliğinin de etkisiyle Yaşar Kemal in kitabını almıştım; “Gli Uccelli Tornano a Volare” orjinal ismiyle “Kuşlar da Gitti”.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
“Dışarıdan bakanlar, şık bir dedenin, tatlı tatlı konuşarak yetişme çağındaki torununu gezdirdiğini düşünebilirdi. Ama ne gam! Onlar böyle hissetmedikten sonra…” (1)
60 yaşındaki şair Abdülhak Hamid, 18 yaşındaki Belçikalı kızla tanışır, sene 1912. Hikaye böyle başlar ve onlar ölünceye kadar devam eder. Kitap, Can Dündar’ın ifadesiyle bir “roman-tik belgesel” e benzemiş.(2) Böylece edebiyat dünyamız yeni bir tür kazanmış oldu. Bence bu kitap neredeyse hep aynı fotoğrafların tekrar tekrar kullanıldığı bir foto-belgesel olmuş.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Tarih: 9 Oca 2011 / Yazar: Serkan Şahin / 1 Yorum »
“Hamiş: Mektubunla birlikte bize bir tas içinde at pisliği göndermişsin. Buna karşılık sana bir kavanoz bal gönderdim. Ne de olsa herkes karşısındakine kendi yediğinden ikram eder!”(1)
Başarılı şiirler yazmış iki sanatçı liderden Sultan Selim’in, Şah Ismail’e yazdığı mektuplardan birinden yapılmış alıntıyı okudunuz. Bugüne kadar Selim ve Ismail’in dönemiyle (1490-1520 ler) ilgili bir çok kitaplar, araştırmalar yazıldı. En çok ilgimi çeken bu ikili arasındaki mektuplaşmalar olmuştur. Iskender Pala’nın son romanı “Şah ve Sultan” ise bu döneme biraz daha farklı kurguyla bakmaya çalışan bir kitap.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Ickiyle arası hiç iyi olmayan meşhur padişah IV.Murat, Emirgan korusu olarak bildiğimiz bu arazileri çok sevdiği İran’lı Emir Güne verince, bu bölgelere Emirgan denmeye başlanıyor. Emir Güne, Revan kalesinin kumandanıyken, savaşmadan Revan kalesini IV.Murat’a reslim etmiş. Galiba bu nedenle IV. Murat onu çok seviyordu. Revan, bugünkü Ermenistan’ın başkenti Erivan.
Galiba dedim, çünkü bir diğer rivayet ise (1) güzel oğlanlara ilgisi olduğu söylenen IV.Murat’ın Revan kalesinden getirdiği kişinin isminin Yusuf olduğu. Yusuf ile sık sık padişahın biraraya gelmesinin neticesinde, Istanbullular Yusuf’a bir lakap takıyorlar. “Emiri kün”. “Kün” farsça popo anlamına geliyor! Zamanla “Emiri Kün”, önce “Emirigüne” sonra “Emirgan” olarak söylenmeye başlıyor.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Yeni bir yıla giriyoruz. Yeni yılın ilk dakikalarında herkes farklı duygular içinde olacak. Kimileri uykuda, kimileri iş yerinde kimileri ise eğlence yerlerinde. 31.12.2001 gecesi, bundan 9 sene evvel yazdığım yazıyı (ufak düzeltmelerle) aşağıda tekrar bulabilirsiniz. Gönlünüzce bir yıl olması dileğiyle…
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Kumkapı hem balık pazarıyla hem de balık restaurantlarıyla Istanbul’un en ilgi çekici yerlerinden biri. Kumkapı meydanında 1999 yılından beri faaliyette olan “Meydan Restaurant” da bu mekanlardan biri.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Tarih: 28 Ara 2010 / Yazar: Serkan Şahin / 2 Yorum »
Divan Yolu, Sultanahmet meydanından Çemberlitaş’a uzanan, uzun zamandır arabaların elinden alınıp sadece tramvayların kullanımına verilmiş yolun adı. Istanbul’un Bizans ve Osmanlı iktidarlarında her zaman çok önem verilmiş ve yıllarca kullanılmış bu yolun sağı solu tarihi eserlerle doludur. Bu cadde üstünde, Sultanahmet tramvay durağına yakın bir noktada 1961 yılından bugüne aynı yerde faaliyet gösteren Çiğdem Pastanesi bulunur.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Istiklal Caddesine Taksim meydanından giriş yapıp Fransız konsolosluğunu geçtikten sonra sağdaki ilk sokak Zambak sokağı ikinci sokak ise Bekar sokağıdır. Bekar sokağına girip, Tarlabaşı’na inermiş gibi devam ettiğinizde, artık “Zübeyir’i geçtik galiba” diye düşündüğünüz anlarda sağ köşede restaurant sizi karşılar. 5 senelik bu restaurant ismini sahibinden alıyor. 2 katlı restaurant da isteyen her katta yer alan ocakların başında isteyen masalarda yemek yiyebiliyor.
Beyoğlu’na gelip hem kalabalıktan kaçmak isteyenler hem de lezzetli kebap yemek isteyenlere önerilebilecek bir mekan.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Son zamanlarda Sabancı müzesinin yaptığı en sönük sergilerinden biri olduğunu gösteren önemli nedenler vardı; Yağmurlu bir Istanbul günü salonda en fazla 3 kişiydik, otoparkta kolaylıkla yer bulduk ve en önemlisi koca müzenin birçok salonu kapatılmış ve sergi 1,5 kata sığdırılmıştı.
Ağa Han kimdir? Daha önce birçok kez duyduğum “Ağa Han Mimarlık ödülleri” nedir? Bu soruların cevabını öğreneceğinizi düşünerek sergiye gidiyorsanız, hayal kırıklığı yaşayacaksınız. Bu konularla ilgili en ufak bir açıklama dahi yok.
Merdivenlerden inip sergiye başladığınızda karanlık ve loş bir ortam sizi bekliyor. Bazı duvar yazılarını karanlık nedeniyle okuyamadığımı söylemeliyim. Sergi Islam tarihinde yazının önemini vurguluyor. Malum, batıda tuvallerde resimler yapılırken, islam ülkeleri ise kitap sayfaları yazdılar. Sergi Küfi yazılar bölümüyle başlıyor. Erken islam döneminde hattatların Kur’an yazımı için buldukları bir hat uslubu. Aşağıda Küfi hat ile parşömen kağıdına yazılmış, 8.yüzyılda Afrika’da bulunan bir Kur’an sayfasına ait örneği görebilirsiniz.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...