Büyükçekmece mevkiinde yer alan restaurant ismi üstünde et lokantası. Geniş bir alana yayılan restaurantta, geniş bahçe ve düzenli masa organizasyonu ile rahat bir ortam yaratılmış. Lokanta 1988 yılında kurulmuş, toplam 3 katlı ve zemin katı hızlı yemek yiyen isteyenler için (fast-food) özel düzenlenmiş.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Tarih: 9 Şub 2011 / Yazar: Serkan Şahin / 6 Yorum »
“Mevlana da eskiye ait ne varsa sildim…Vaazı, medreseyi bıraktı, halkla bağını keserek;
“Dün, dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar şey varsa düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” dedi.
Tam bir teslimiyetle bana bağlandı, zira teslim ve rıza mertlerin işi idi” (1)
Kitapçıların çok satanlar bölümünde rastlayacağınız bu eserde, Şems’in kendi ağzından yaşadıkları anlatılıyor.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Tarih: 7 Şub 2011 / Yazar: Serkan Şahin / 1 Yorum »
Düven restaurant 10 yaşında ve 2 senedir bir de döner kuleye sahip. Bu döner kule sayesinde Marmara denizi ve Büyükçekmece koyunu görme şansına sahip olabiliyorsunuz. Kule yaklaşık 90 dakikada 1 turunu tamamlıyor ve bu dönüş sırasında masada nüktelere konu olacak tatlı bir baş dönmesi yaşayanlarda olmuyor değil.
Kuleyi bu restaurantın en önemli özelliği gibi düşünenler yanılacaklar. Bir müze gibi döşenmiş birbirinden farklı salonları, bir hayvanat bahçesi gibi düşünülmüş bahçesiyle çok farklı ve ilginç bir restaurant Düven.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Tarih: 6 Şub 2011 / Yazar: Serkan Şahin / 1 Yorum »
Yeni bir yer keşfetmek için Şile otobanından Şile yönüne yavaş yavaş yol almaya devam ediyorduk. Ömerli sapağını geçtikten yaklaşık 4,5 km sonrasında sağ tarafta “Anadolu Doğa Piknik” afişini görüp, durduk. Ağaçlarla çevrili baraka görünümlü bu yere, Ramazan’ın sıcak daveti olmasaydı girer miydik bilemiyorum ama iyiki girmişiz.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Maça ilgi bir hayli fazla. Fenerbahçe’nin şampiyon olabilmesi için kazanması gereken bir maç. Trabzonspor daha rahat konumda. Seyirciler tam konsantre ama stada gelenlerin arasında sadece maç izlemekle yetinmeyenler de var. Bayağı büyük bir pankart “Benimle evlenir misin Kübra?”…Şimdi Kübra nerede ve müstakbel eşiyle mutlu mu bilmiyorum ama maça gelen Fenerbahçeliler çok mutlu stadı terk ettiler.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Sarıyer Yusuf Ziya Öniş stadyumunda zemin kötüydü. Yağan yağmur nedeniyle yer yer su birikintileri vardı. Çankırıspor grupta zor günler yaşıyor ve kendisini toparlamazsa küme bile düşebilir. Sarıyer ise orta sıralarda ve nispeten rahat durumda. Hava sıcaklığı 6 derece. Çankırıspor’un destekleyenler yaklaşık 500 kişi civarındaydı, belki bu sayıdan biraz daha fazla Sarıyer seyircisi de tribünde yerlerini almıştı.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Erzurum’a gitmek kısmet olmadı. Umarım bir gün gider oraları da görürüm. Gitmedim ama zihnimde hep bir Erzurum var. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir” isimli kitabında bahsedilen 30 sayfadır bendeki Erzurum.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Hürriyet gazetesinde okuduğum haberin gerçek olup olmadığını kestiremedim. Zira gazetelerimiz o kadar başarılı ki, okuduğum bazı ifadelere inanmak konusunda peşinen tereddüt içine düşüyorum ve mümkünse doğruluğunu kontrol etmeye çalışıyorum. Bu duyguyu daha fazla spor sayfalarında yayımlanan haberlerde hissediyorum ama bu haberde biraz şüpheli geldi. Gazetedeki haber şuydu; Avrupa birliği dönem başkanlığı Macaristan’da ve Macaristan cumhurbaşkanı Pal Schmitt şöyle diyor; “Türkler tarafından 150 yıl boyunca idare edilmemizi şans olarak tanımlıyorum”.
Link: http://www.hurriyet.com.tr/dunya/16851695.asp?gid=373
Sağolsun Hürriyet gazetesi kaynak göstermiş; ispanyol ABC gazetesi. Kısa süre uğraşınca haberin ana kaynağına ulaşmayı başardım;
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Elif Şafak tarafından yazılmış bir deneme kitabı “Firarperest”. Yanlış saymadıysam 64 adet yazısını bu kitapta toplamış yazar. Bazen farklı konulara değinmiş bazen de kendini tekrar etmiş. Kitabı elime alıp okumaya başladım ve ilk yazılarda karşıma “mutlu evliliğin sırrı bir türlü çekip gidememek…(1)” “Bazen olur bana, nedensiz, öylesine. Güçlü bir kaçma arzusu başlar içimi kemirmeye…(2)” gibi cümleler çıkınca, kitaba biraz ara verdim. Müthiş bir kitap ismi “firarperest”, güzel düşünülmüş. Bu yazılara bu kadar uygun daha güzel bir başlık bulunabilir miydi?
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...
Serinin ikinci filmine gitmeden önce, ilk filme yaptığım yorumu ( http://www.3nokta.com/sinema-salonlarindan-eyvah-eyvah-ata-demirer/ ) okudum. Filmi biraz hatırlamak ve yeni bölümdeki gelişmelere ayak uydurmak istedim. Müzikler yine harika, küfürsüz esprilere gülebiliyorsunuz ve 2 saat sıkılmadan geçip gidiyor, tıpkı ilk filmdeki gibi. Ancak dikkatimi çeken yeni birşey var bu seride.Belki ilk filmde de var olan ama bu kadar göze çarpmayan; hemşire Müjgan yani Özge Borak. Gülüşüyle, duruşuyla, Hüseyin’e sımsıcak sarılışıyla çok etkileyiciydi.
[Yazının devamını oku..]
Yazıya puan verin;

Loading ...