Dinlemek

İnsanlar konuşurken onlari dinledigimi sanirdim.Birgün tokat gibi patlayiverdi;
�Sen beni, hiç dinlemiyorsun ki!�…

Bilgi ve Sevgi paylaştıkça artar…

*Degeri biçilmez hazlar, düşünceler bir bakmışsın senin olmuş…
Orhan VELI, bir gün Istanbul’u dinledi;
Istanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalI; Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda Sucuların hiç durmayan çıngırıkları; Istanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı… …
Istanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı değil mi, bilmiyorum; Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; Istanbul’u DINLIYORUM…
Dinlemek üstüne yazılmış en büyük şiir… Bu şiire paha biçilemez…
Bıraktım ağzından dökülenleri; Sen hiç O’nun nefesini, kalbinin vuruşunu
dinledin mi? * Bunun için, yapman gerekeni yap…
Mevlana sırlarını döktüğü Mesnevi nin, ilk 18 beyitini, kendi elleriyle
yazdı…25618 beyitin ilk cümleleri rasgele seçilemezdi, bu herşeyin başlangıcıydı;
(Bişnev) DİNLE neyden, kimi şikayet etmekde, Ayrılıkları nasıl hikaye etmekde…
Dinle NEY’i ; Mevlana’ yı, insan-ı kamili; tüm insanları! Dinleme söylemeden üstündür…
“Söz söylemek için dinlemek gerekir. Söze sende dinlemek yolundan gir”
“Çocuk doğunca önce süt emer. Bir zaman susar. Baştan aşağı kulak kesilir…Söz söylemesini ögrenmesi için
bir zaman dudaklarını yumması gerek…”
DİNLE, kafanda cümle kurmayi bırak, O’na yer aç, O’nu dinle…

* Bir zaman sonra, artik ne dinledigini de bileceksin…
Sen buraya bastında bir müzik başladı…Formula zaferlerinin ardından,
kazananın şampanya patlatacağı zaman başlar bu melodi.
Ve tamda çalınması gereken yerde çalınır. Dinlemeden anlamazsın…

Bizet’in Carmen’i, (Opera) / 2.Perde;
Çok yaşa tezahüratları arasında, zorlu bir boğa güreşinden daha zaferle
ayrılmış Escamillo sahneye girer…Gösterişli giysiler içerisinde şerefine kadeh
kaldıranlara selam verir…Bu selamını, muhteşem müzik eşliginde bir şarki ile süsler… (Votre toats, je peux vous le rendre…) “Şerefinize, zevkle içiyorum… BU TEHLİKENİN, ÖDÜLÜDÜR.Boğa
güreşleri tehlikelidir ama unutma, sen dövüşürken siyah gözlerin seni izledigini,
aşkın seni bekledigini unutma!” Herkes KATILIR şarkıya; (Toreador, en garde!) “Toreador dikkatli ol!” Çok yaşa tezahüratlarını; (binlerce seyirci)/ Boğa güreşini,(o hızlı yarış)
Escamillo’yu, (Barricello,sen vb)… / şampanyayı… hepsini düşün; Öyle DİNLE bakalım… Sen de KATIL “DİNLEyen ol!, Dikkatli ol!”
Bazı şeyleri bilsekde, illa biri bize söylemelidir, dinlemekde böyle…

* Degeri biçilmez hazlar, düşünceler bir bakmışsın senin olmuş… * Ve buna, yapman gerekeni yaparak, gayret sarf etmeden varacaksın… * Bu başarıdan sonra, artık ne dinlediğini de bileceksin…

Ağustos 2000

Ekleyen: Copyright © Serkan Şahin
Tarih: 20.12.2006 21:54:52

Yazıya puan verin;
1 Star2 Star3 Star4 Star5 Star (1 votes, average: 1 out of 5)
Loading ... Loading ...

Dağlar

Yarım saattir yürüyorlardı…Ağustos sıcağında; üstelik ayaklarına yeni uyum sağlayan
botlarıyla …Bot seslerine arada bir çamlardan onları seyreden kuşların sesleri eşlik
ediyordu…Çamların gölgesi, bir de karşıdaki dağların o hafif hafif esen rüzgarı olmasa…
Sonunda dinlenebileceklerdi. Oturdular yolun kenarına…Çamların gölgesinde, eğimli
toprağa verdiler sırtlarını. Adanalı uzandı boylu boyunca dinlendirmek için ayaklarını.
Malatyalı yaktı sigarasını ve başladı mırıldanmaya…
Diledim ki nazlı yare gideyim
Her yandan çevirdi yolumu dağlar
Gurbet elde garip kaldı neyleyim
Kırdı kolumu kanadımı dağlar

Dağlar oy dağlar, dumanlı dağlar
O yarin hasreti, bağrımı dağlar

Ayrılan güler mi nazlı yarından
Küle döndüm hasretinden, nazından
Kurtulmadım boranından karından
Perişan eyledin halimi dağlar

Dağlar oy dağlar, dumanlı dağlar
O yarin hasreti, bağrımı dağlar

Şimdi sevdiğimin gözü yollarda
Kalıp eğlenemem ıssız bellerde
Sadık Mıskini’ye yaban ellerde
Revamı gördünüz ölümü dağlar

Günlerdir duyduğum en güzel ses (keşke müziğini de buraya koyabilseydik türkünün)…
Bizi bu kadar özlem dolu bırakan, sevdiklerimizden ayıran; karşımızdaki KAZ
DAĞLARI mıydı, yoksa ASKERLIK mi o an farkında değildik…
Kaz Dağları özlem demektir…
BOLU DAGI ise et-mangal …Dağ o kadar delik deşik edilmiş ki, şehir içinde tepe
tırmandığınızı sanırsınız. Dağ dağlıktan gitmiştir! Bunu o da bilir. Bundan sıkıldığında
sisini kullanır, göz gözü görmez olur. O zaman hissettirir;” burada bir zamanlar
Köroğlu yaşardı”
Benden selam söyleyin Bolu Beyi’ne
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır…
Ok gıcırtısından, kalkan sesinden
Dağlar seda verip, seslenmelidir.
Köroglu’nun meydan okumasıdır, Bolu Dağı’nın sisiyle insanlara yaptığı…

Iskenderun’u geçip de Hatay yoluna girdiğinizde Belen geçidi vardır artık.
Dağ ufkunda mehabet,
ova ufkunda huzur,
deniz ufkunda teselli duyulur
Geçidi geçip de Amip Ovası karşınıza geldiğinde; gördüğünüz manzara “Yahya Kemal bu
dizeleri burada yazmış” dedirtir insana… Insanın hem huzuru hem de ihtişamı hissedebileceği nadir yerlerdendir…

Napoli’nin simgesi VEZUV’dür…Ama iki isim Kayseri-Erciyes gibi bir olamamıştır.
Vezüv Pompei’yi yaratmıştır, ERCIYES Kapodakya’yı…Biri lavlarıyla insanları boğmuş,
diğeri lavlarıyla doğa harikaları yaratmıştır…Duruşunda bir başkalık vardır Vezüv’ün;
ne engelleyici ne de heybetli! Vezüv; sinsi, ne yapacağı kestirilemeyen ve hafife alınmaması gereken yaramaz çocuktur…

Görüp de etkilendiğim, durup da dinlediğim dağlar bunlar;.

DAGLAR yüksekten…Yazılar gönülden…SESLENIR…
Her kim ki bu SESI dinler, O’na selam olsun…

07.07.2003

Ekleyen: Copyright © Serkan Şahin
Tarih: 20.12.2006 22:07:59

Yazıya puan verin;
1 Star2 Star3 Star4 Star5 Star (1 votes, average: 4 out of 5)
Loading ... Loading ...