Figaro’nun Düğünü, Mozart’ın operası Süreyya Operası’nda

Morgan Freeman ve Tim Robbins’in başrollerini paylaştıkları "Esaretin Bedeli" (Shawshank Redemption) isimli film hayatımda izlediğim en iyi filmlerden biri. Tim Robbins haksız yere hapse atılmış bir muhasebecidir ama zekasını kullanarak hapisten kurtulmayı başarır. 1994 yapımı film sadece hapishanede geçer ve bu filmde çok özel bir sahne vardır. Tim Robbins, hapishanenin ofis bölümünde bulduğu plâkların arasından "La Nozze Di Figaro" yazılı plâğı seçer ve plâkçalara takar. Tüm hapishanaye yayın yapan dahili hoparlör vasıtasıyla, izinsiz olarak mahkumlara bu plaktan bir eser dinletir. Mahkumlar işini gücünü bırakır, yattıkları yerlerden kalkar ve bu düeti dinlemeye başlarlar. Düet biterken Morgan Freeman’ın yorumu müthiştir:"O gün dinlediğimiz Italyan sanatçıların ne söylediğiyle ilgili en ufak bir fikrimiz yoktu ama o kısa sürede herkes kendisini özgür hissetti". Bu düet, Figaro’nun Düğünü isimli operanın 3.perdesinde Kontes ve Suzanna arasında geçer. Iste filmin bu sahnesi; "Esaretin Bedeli ve opera; Figaro’nun Düğünü"

AKM (Atatürk Kültür Merkezi)’nin akıbeti ile ilgili hiçbir gelişme yok ve çoğu sanatsever opera-bale performanslarını rahatça seyredebilecekleri tek uygun bina olan Taksim’deki AKM’den ümidi kesmiş durumda. Sinema salonuyken opera salonu haline getirilen ama çok küçük bir salon olan Kadıköy’deki Süreyya Operası’nda bale ve opera performansları sahnelenmeye çalışılıyor. 30 Kasım gecesi Mozart’ın meşhur "Figaro’nun Düğünü" (La Nozze di Figaro) operası Süreyya’daydı.

Ne yazık ki salon opera için yeterli değil. Sahne küçük, yaratıcı dekor uygulaması ve sanatçıların başarılı performans sergilemesi için çok zor bir sahne.Ayrıca operaya bilet alabilmeniz için en az 1 ay önceden takipe geçmeniz gerekiyor. "Avrupa’da da böyle bunda ne var" diye düşünüyorsanız, bunun nedeni operaya olan yoğun ilgi değil, salonun çok küçük olması.

Neyseki Mozart (1756-1791) var. Ortam nasıl olursa olsun Mozart’ın melodileri bulunduğu yeri renklendiriyor. Opera ilk defa Viyana’da sahnelendiğinde yıl 1786 yani Mozart 30 yaşında. Fransız ihtilalinin eli kulağında, sadece 3 yıl var. Komedi yazarı Beaumarchais ""Figaro" serisiyle ihtilale destek veren sanatçılardan biri. Beaumarchais’in eserlerinden ilki "Sevil Berberi" (Il Barbiere di Siviglia) Rossini, ikincisi "Figaro’nun Düğünü" ise Mozart tarafından bestelenmiş.

Figaro’nun düğünü, yaklaşan Fransız ihtilaline paralel olarak, saraya ve asillere karşı hoşnutsuzluğu komik şekilde vurgulayan bir opera. Opera bir günü anlatıyor. Kont Almaviva ailesi ve uşaklarıyla büyük sarayında yaşıyor. Uşaklarından Susanna’ya yakınlık duyuyor ama Suzanna Kont’un diğer uşağı Figaro ile nişanlı. Tabiki Kontes, kocasının çapkınlıklarından bıkmış durumda. Figaro , nişanlısı Suzanna ve kontes, konta bir tuzak kurmaya karar verirler. Karmakarışık ve komik olaylar zinciri sonucu oyun mutlu sona ulaşır.

Opera müthiş bir üvertürle başlıyor. Neredeyse duyulmayacak kadar hafif tempoda başlayan üvertür çoşkulu bir finalle son buluyor. "Esaretin Bedeli" isimli filmdeki "Sull’aria" isimli düet 3.perdede geçiyor. Ancak hemen söyleyeyim düet opera sahnesinde izlendiğinde, filmdeki kadar etkileyici olmayacaktır. Kontes Susanna’ya bir mektup yazdırmaya başlar. Susanna eline kağıt kalemi alır ve mektubu yazmaya başlar. Mektubun yazılmasının sebebi Kont ile buluşulacak yerin belirlenmesidir. "Akşam tatlı bir meltem estiği zaman, çamların altında" diye yazdırır. Suzanna da aynı sözleri tekrarlar ve hızla yazar. Evet, bu kadar kısa bir cümle, buluşulacak yeri anlatan kelimeler, Mozart tarafından etkileyici bir müzik ile canlanır ve filmdeki gibi insanları kendisine çekmeye başarır.

Benim favori aryam ise 2.perdede, Kont’un yaveri Cherubino tarafından seslendirilen "voi che sapete" aryası. Oyunun neşe kaynağı bu genç erkek rolü her zaman bir bayan tarafından seslendiriliyor. Cherubino bu aryada, aşkı tanıyan hanımlardan (Susanna ve Kontes) yardım ister. Hissettikleri aşk mıdır acaba? Bunu en iyi kadınların bilebileceğini düşünür;
Voi che sapete ——Sizki bilirsiniz
Che cose e amor——aşkın ne olduğunu
Donne vedete———Bayanlar görüyor musunuz
S’io l’ho nel cor. ——kalbimde aşkın varlığını?

Adnan Öngün tarafından hazırlanan dekorun başarılı olduğunu düşünüyorum. Süreyya operasının imkanlarını da dikkate alırsak çok akıllıca tasarlanmış ortadaki kapı şeklindeki dekor, sahnenin içeride ve dışarıda olmasına göre kolaylıkla değişebiliyor. Dekor modern olarak kabul edilebilir. Sevtaç Demirer’in hazırladığı kostümler ise operanın bestelendiği döneme uygun olarak hazırlanmıştı.

Suzanna’yı oynayan Gülbin Kunduz bence gecenin en başarılı ismiydi. Figaro’yu Zafer Erdaş oynadı, Kontes rolünde Otilya Ipek ve Kont rolünde Arda Aktar sahnedeydi. Cherubino’yu oynamak çok kolay değil ve bu rolde Nesrin Gönüldağ elinden geleni yaptı diyebiliriz.

Süre: 3 saat 20 dakika. 4 perdelik eserde 1 kez ara veriliyor.

Yazıcı Dostu Yazıcı Dostu

“Figaro’nun Düğünü, Mozart’ın operası Süreyya Operası’nda” yazısını yorumla;