Yazıyı Paylaşın!

Dün gece (09.01.2001) ay tutulması için Beyazıt’da, İstanbul Üniversitesi kampüsündeydik.

Güneş tutulmaları önemlidir; tam tutulmalarda en dış katmanı incelemek mümkün olur ama ay tutulmasının hiç bir bilimsel anlamı yok, ay zaten biliniyor. Oraya gelenlerin 100’ü dışarıdan (benim gibi), basın mensuplarını da çıkartırsak az da olsa okuldan (Astronomi Bölümü) gelen var. Bir iki sözümüzde bu olayı düzenleyen arkadaşlara olacak (yazının sonunda)… Madem bilimsel anlamı yok, Peki neden o kadar insan oraya toplandı?

Bilgi ve Sevgi paylaştıkça artar…

“Now thou hast loved me one whole day Tomorrow when thou leav’est, what will thou say? Wilt thou then antedate some new-made wov? Or say that now We are not just those persons which we were? …
Or your own end to justify, For having purposed CHANGE, and falsehood, you Can have no way but falsehood to be true? Vain, lunatic against these SCAPES I could Dispute and conquer, if I would Which I abstain to do, For by tomorrow, I may think so too.”

Woman’s Constancy, John Donne

“Bütün bir gün sevdin beni şimdi; Yarın bırakıp gittiğinde ne diyeceksin peki? Yeni yemine eski tarih mi atacaksın? Belkide dersin ki, Biz o insanlar degiliz ki artik? …
Ya da başka çaren yok belki de; Tek amacın DEGİŞKENLIK ve yalan olduğuna göre Yalan dışında doğru tanımıyorsun belki de? Zavallı KAÇIK, bu bahanelere karşı çıkabilirdim, Ve istesem hepsini çürütebilirdim, ama yapmıyorum; nedeniyse, Bakarsın YARIN öyle düşünürüm ben de.”
Kadının Sadakati, John Donne

Sevenler sevilenler AY ile, onun sürekli degişmesiyle her zaman uğraşırlar. Ay, kaçık bir adam gibi değişken, yarın ne getireceği bilinmeyendir…

John Donne, İngiliz Edebiyatı’nın anlaşılması güç bir kalemidir; AY, ismi geçmeden anlatılmıştır.

“Çıplaksın, ellerinden biri gibi yalın sadesin, toprağa yakın, yuvarlak ve saydamsın AY’IN çizgileri var sende, elmanın kıvrımları çıplak buğday gibi incedir çıplaklığın…” Pablo Neruda
Bence en büyük şiirinin, ilk satırları…Şili’li Neruda, dünyanın en büyük şairlerinden ve özellikle kadınların gözdesidir…Çoğu şiirinde AY vardır, “Ay tünelleri, Ay’ın gözleri, Ay’ın şehveti”,ama sadece fiziki olarak değerlendirmemiş, benim düşünceme de şiiriyle destek olmuştur…

“Gitmez o mehin ra gibi hançer kemerinden Üftadelerin öldürür ah işte bu rası” yani
“O Ay’ın (Ay yüzlünün) kemerinden ra (=rı) harfine benzer hançeri eksik olmaz;
Aşıklarını işte burası (ra ya benzeyen hançer) öldürür” BAKi
Divan edebiyatında sevgilinin yüzü, yanağı “Ay”a benzetilir.Kamer (ay), hilal halinde bir kadehe benzer, dolunay haline gelene kadar içki meclisinde elden ele dolanır.

“Kim ola bu iki şuh-i akıl Tahsil-i hünerle bedr-i kamil”
“Bu iki şen ve şuh, akıllı güzelin hüner tahsil ederek DOLUNAY olmasına karar verdiler”
Dede Galip “Hüsn ü Aşk” ta, iki genci birer yarım Ay yapar; bu ikinin bir olacağını da haber verir…

Ben derim ki “sevenlerin şahidi”dir Ay… Karanlıkta daha iyi belli olur! ne kadar karanlık olursa o kadar rahattır insan; Zaten aşkın gözü de kördür…Gece olduğunda o hep yerinde olur ama herkes onu fark edemez, anlatmak, göstermek ihtiyacı hissetmez çünkü o sadece “sevenlerin şahidi” dir…

“Seni seviyorum burada. Saçlarını tarıyor karanlık çamlarda yel. Ay başıboş sularda ışıl ışıl yanıyor. Art arda geçip gidiyor biri birinin aynı günler… …Ama geliyor gece, şarkı söylemeye başlıyor bana. Ve ay çeviriyor düş çarklarını”… Pablo Neruda
Ay yukarıda şahit, bu büyük sevgiye!

“Bu gece en hüzünlü şiirimi yazabilirim. Şöyle diyebilirim:”Gece yıldızla dolu ve yıldızlar, masmavi, titreşiyor uzakta…. Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara. Artık sevmiyorum ya severim belki yine. Ne uzundur unutuş, ah ne kısadır sevda” Pablo Neruda
Müthiş bir gece tasviri; kısa bir bölüm bu! Ama “AY” yok uzunca şiirde!

Ay ışığı büyülemedi mi onları, sevgilerine şahit olmadı mı? Rodolfo ve Mimi, Puccini’nin “La Boheme” operasında (I. perde) birbirlerini o zifiri karanlıkta,sadece ay ışığı ile görebilirler ve her şey öyle başlar. “Ay”‘ a biz gibi bakar Puccini; (“Che gelida manina” aryası)

“MA per fortuna e una notte di luna, E qui la luna l’abbiamo vicina”
“Ne kadar şanslıyız; bu gece AY var, Burada yanı başımızda”



Oraya toplananlar şanslıydı, burada anlatılanların farkındaydı…Farkında olmasalar bile hissediyorlardı, yüzlerinden okunuyordu…Keşke bu bulutlu, hafif soğuk gece müzik ve sohbetle bir şölene dönüşseydi.Müziğin ve sohbetin olduğu her yer güzeldir; Ama ne bir keman, gitar yahut insan sesi, ne de bu geceyi daha da güzelleştirecek bir anlatım; anlatan yoktu. Astronomi Kulübü, bu açıdan yaklaşmalı ve oraya, bu sıcak insanların arasına gelmeyenleri, pişman etmelidir…
İşte o zaman TAS SESleri daha çok duyulacak…
“A benim canım,seyret de bak, TAS SESI ile, TUTULMUŞ AY bile nasıl kurtulup açılıyor…” MEVLANA
(10.01.2001, 12:00)
————————–
Notlar ve Kaynaklar:
* Sadece bir gecede yazildigi için yanlışlıklar veya eksiklikler olabilir;
* AY ve TAS sesi;
Ay’ın tutulmasını, şeytanların oyununa atfeden inanca göre; tas sesi ile
gürültüden şeytanlar korkarlar ve AY’ı bırakırlarmış.
* TAS:eski bir türk sazı; ayni zamanda kap-kacak sesi de düşünülebilir…
*”Divan”/MEVLANA,Abdülbaki Gölpinarli
*”Hüsn ü Aşk”/ŞEYH GALIP,Abdülbaki Gölpinarli
*”20 Ask Şiiri ve Umutsuz bir Şarkı”/PABLO NERUDA,SaitMaden
*”John Donne Şiirleri”/JOHN DONNE,Yapi Kredi Yayınları
*”Seçme Eserler”/BAKİ,Cevdet Kudret

Yazıyı Paylaşın!

8 Replies to “Ay Tutulması

  1. ben ne arıyomsiz benim karşıma ne çıkarıyosunuz ya ben ay tutulması nedir arıyom siz bana olay çıkırıyosunuz allahım yaaaaaaaa:d

  2. bence siz biraz daha içerikli ve tüm yaş guruplarının girebileceği bir site yaapmanız lazım yoksa bu siteyi elden kaçırırsınız ayrıca bu site bu şekilde devam ederse siz gözümden düşersiniz

  3. Cok guzel bir yazi, tebrikler!

    B M Hegde:
    It is not just the monthly menstrual cycle that is under the control of the moon’s gravitational force. There are many other actions inside the human body that the gravitational force of the moon could control. If billions of tons of water could shift from one part of the ocean to another due the gravitational pull of the moon in high and low tides, what about the human body, which is predominantly water?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.